Samsun KAPALI 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

SAVAŞ ÇANKAYA YAZDI

Ben, “Veranda da otururken” Cenk’in kiraz ağacı fantezi bitmiş yanıma gelmişti. “Bak, bana seslenerek misafirlik gibi ne duruyorsun? Hem kendine hem bana bir içecek hazırlasan, dolapta soğuk viski olacaktı. Benimki sek olsun,” dedi.

İki duble içki doldurdum ve oturdum. Cenk, adanın tarihini anlatmaya başladı:

“Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ada Yunanistan’ın eline geçiyor. Lozan Antlaşması’na kadar Yunanistan’ın elinde kalıyor. Yunanlılar, bize hakaret olsun diye adını Amine olarak değiştiriyorlar. Aklınca adanın üzerine çıktıklarında adanın ismini Müslüman ismi olan Emine koyacaklarmış, ama dilleri dönmeyince Amine demişler. 9 Eylül 1923’te Yunan askerini İzmir’den denize döktüğümüzde, adayı boşaltmak zorunda kalıyorlar. Osmanlı’dan itibaren adanın tapusu dedemin üzerine olunca, 24 Temmuz 1924’te Lozan Anlaşması ile birlikte ada, kara suları sınırlarımızda kalınca dedem ada hakkımız dı. Adanın ismi Hakkı Adası olsun. Ama ben küçük Ada diyorum, ‘Küçük Adam’ daha hoş geliyor bana. Bu adada gizli bir de doğal sauna var.”

Ben hayretle, “Ne saunası?” dedim.

“Artık yarın gider sana da sauna keyfi yaptırırım,” dedi
Ben, hala yorgunluğumun etkisi ve temiz ada havası ile verandadaki koltukta uyuyakalmışım. Cenk, ada havası çarpmasın diye üzerime örtmüş. Akşam olmuş, güneş batmaya yüz tutmuş. Cenk, masayı donatmış; çeşit çeşit meze, meyve ve salata ile. Mangalı yakarken beni uyandırdı:

“Kalk, miskin, buraya uyumaya mı geldin? Git bir duş al, rahatla, kendine gel. Gece daha yeni başlıyor.”

Ben duştayken, Emel Sayın’dan “Ada Sahilleri” çalmaya başladı. Cenk, en çok sevdiği kadın sanatçıydı; Emel Sayın’a karşı ilgisi vardı. Evde anlatmama gerek var mı bilmiyorum; paranın verdiği tüm imkanları kullanmış: jakuzi, oyun salonu, çalışma odası, üç yatak odası ve her odanın banyosu, büyük bir Amerikan mutfak tezgahı… yok yok yani.

Duştan çıkmam lazım. Cenk, közlenmiş mangala etleri döşemiş, üstümü giyip sofraya oturana kadar etler pişmiş, tabaklarda yerini almış, yerine sebzeler geçmişti. Bir yandan yemek yerken rakımızı yudumluyor, sohbete dalmıştık. 18 yılın neler alıp götürdüğünü hesabını yapıyorduk; askerlik anılarımızı tazeliyorduk. En çok konuştuğumuz anımız, Azem Güvey ile beraber olup Adnan Bahadır’a attığımız kazığı konuştuğumuz zamandı.

“Ben o işin içinde değildim,” dedi Cenk. Adnan bir borsa işinden para kazanmış, o paradan nasıl nemalanırız diye Azem’le plan yapıp para koparmıştık. Samsun’da Sasa adlı bir restoranda tüm askerleri ziyafet vermiştik. Cenk’in kızdığı nokta, Samsun’da kasaplık yapan Can Kaya isimli bir insanın başını yakmamız olmuştu. Daha yeni evlenmiş bir kızı olmuştu, bizim yüzümüzden Can Kaya cezaevine girmiş, borç içinde kalmış. Kızı babasız büyümüştü.

Cenk hemen cümleyi yapıştırdı:

“İki şerefsiz bir olunca ortaya büyük bir şerefsizlik çıkıyor. Adnan Bahadır sizden şerefli çıktı, Can Kaya adlı kişiye kıymadı.”

Evet, Cenk haklıydı.

Cenk, Azem’i sordu. Sadece askerden sonra benimle görüştüğünü söyledim ve Azem’i anlattım. Azem’in hayali avukatlıktır; askerden sonra hukuk okuyup avukat oldu. Bir de muhafazakar partiden il başkanı oldu, yani siyasete açıldı. Cenk yine lafı yapıştırdı:

“Hukuksuz şekilde para kazanır, insanları borç içinde bırakır, cezaevine attırır. Ondan sonra dürüst hukuk adamı ve siyasetçi rolü oynar. Azem namaza durduğunda, secdeye vardığında Can Kaya’yı düşünüyor mu? Tabii, sen de varsın bu işin içinde.”

Ne derse haklıydı. Ne kadar içtiğimizi bilmiyorum; gece saat 3 gibi uyuyakalmışım. Yatak odasına gittiğimi bile hatırlamıyorum.

Gerçek ve Belgelenmiş Tarihi Olayların Etrafında Örülmüş Olan Bu Hikaye Tamamen Hayal Ürünüdür. Tüm İsimler, Karakterler, Yer ve Anlatılan Olaylar Yazarın Hayal Gücünden Doğmuş Ya da Tamamen Hayali Olarak Kullanılmışlardır. Yaşayan ve Ölü Gerçek Kişilerle Mevcut Olay ve Yerlerle Olabilecek Her Türlü Benzerlik Tamamen Raslantıdır

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)

Sıradaki haber:

AKP SAMSUN DA ERİYOR. Bir istifa haberi de Tekkeköy den geldi….

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için gizlilik politikamızı inceleyebilirsiniz.