16 Temmuz 2026 Perşembe
Yılmaz: “Hatırlarsan, 253 vatandaşımızın şehit olmasına sebep olan ve 15 Temmuz darbesini yapan TETÖ/PDY terör örgütü var ya?”
Cenk: “Yoksa Mehmetov’un bununla da bağlantısı var mı?”
“Evet, var. Ayağını kaldırma ezilsin şerefsiz! Hem K.İ.P Gazetesi olan Yeni Özgür Gazetesi’nin sorumluluğunu yapıyor, hem de tek TETÖ örgütü ile bağlantısı var. Devletler de bu adamı nasıl serbest gezdiriyor?”
TETÖ terör örgütü bağlantısını yine Cihat teşhir etti; birkaç kez Cihat’la Şen Fırın Hukuk Bürosu’na gitmişler. Mehmetov, Cihat’ı hukuk bürosunun bekleme odasında bekletmiş; Cem-Orhan kardeşlerle özel konuşmuş. Odalarında ne konuştuklarını bilmiyor.
Cenk: “Allah’tan Mehmetov kadın değil; Mehmetov’u kadın olarak düşünseydim, mevki, statü, para ve haber için girmeyeceği yatak yok gibi.”
Cihat borçlardan dolayı Mehmetov’u savcılığa şikayet ediyor. Şikâyet dilekçesinde 7 şahit gösterdiği halde savcılık takipsizlik kararı veriyor; hem de yedi şahitlikler hiçbiri dinlenmeden.
“Ne diyorsun, Can?”
“Hem de yedi şahit varken bu işte bir bit yeniği var, bence.”
Mehmetov, hala eski TETÖ/PDY bağlantısını kullanarak, Tetocu olduğu belli olmasın diye türbanını çıkarmış bie kadın hakimle Cihat’a ceza yağdırmış.. “TETÖ’cü olduğu belli olmasın diye, türban çıkarana, bıyığını keseni hakim ve savcı yapılıyor; adaletsizlik sürüyor. Bu ülkede hâlâ çok sayıda Tetocu savcı ve hakim var Adalet Sarayı’nda… Allah kolaylık versin adalet bekleyene.
Yılmaz: “Yahu Cenk, başından geçenleri bu raporu bir hikâye şeklinde kurgulayıp yazsana; al sana güzel bir konu.”
Cenk: “Yazıyorum zaten; şu an beraber kaleme alıyoruz. Sen ne kadar farkında olmasan da, bu hikâyeyi yayınlayacak tek gazete var; o da İzmir Denge Gazetesi sahibi Adnan Bahadır.
Bizim Adnan bahadır mı, asker arkadaşı…
Yok, isim ve soyisim benzerliği.”
Ben rakı olayını duyduktan sonra, bu kişiliksiz hakkında kalanları duymak istemedim. İçki içmeyi bıraktım; aklıma evlatlarım geldi.
Ben yatıyorum Cenk.
“İyi geceler.”
“Nereye? Yılmaz, daha gecenin başındayız.”
“Evladının süt parasını çalıp rakıya vermesi… Bu beni çok içtiğim rakıdan tiksindirdi. Bu gece yeter, bu kadar. Yarın erken kalkmam lazım, biliyorsun,” diyerek odama geçtim. Yatar yatmaz uyumuşum.
Sabah 10 gibi uyandık; güzel bir kahvaltı yaptık. Cenk’in elinde iki gün önce bir mahcup yok; evi temizlemeye başladım.
“Bırak,” dedi Cenk.
“Hem işin var, diyorsun hem de temizlik yapmaya çalışıyorsun konaktan. Hafta sonu kadınlar temizlik yapmaya geliyorlar; buraya gerek yok.”
Saat 12:30 gibi küçük adadan tekne ile ayrıldık. Cenk bir ara bana teknenin dümenini verdi:
“Al, biraz Bengü’yü sende kullan.”
Bende Bengü adlı teknenin dümenine geçerek kullanma zevkine vardım. Muhteşem bir duygu oldu benim için.
Teknenin kumandasını tekrar Cenk’e verdim. On dakika içinde limana vardık. Cenk, teknenin bakımlarının yapılması için liman sorumlusu Savaş’a teslim etti. Cipimize atlayıp İzmir merkeze doğru yol aldık. Bir saat olmadan çevre yolu ile İzmir Bayraklı’ya vardık.
İzmir Bayraklı’da MEmonti Yayınevi’nden sipariş ettiğim 10 koli kitabı aldım. Tam kalan parayı uzatacaktım ki, Cenk’in o gece parayı EFT yapmış olduğunu öğrendim. Ben kitapları yüklerken kaybolmuş, aileme ufak tefek hediyeler almış. Bu konuda çok hassas; eli açıktır, hakkını yememek lazım.
Otogara doğru yola çıktık. Otogara 20 dakikada vardık. Tam aldığım ürünleri jipten indiriyordum ki genç şefin anahtarı ile ruhsatını bana uzattı.
Ben şaşırmış vaziyette:
“Oğlum, bu ne?”
“Eskişehir’e jiple git, ben taksiyle kasabaya dönerim.”
“Saçmalama,” desem de inadından vazgeçmedim.
“Eskişehir’e git, hanımını, evlatlarını al, yaz gitmeden buraya tatile gelin. Ben de yeğenlerimi dünya gözüyle bir göreyim.”
Yok, “mok” desen de anlatamadım, biliyorum. Ama Eskişehir’e otobüsle dönsen, bir daha geri gelmeyeceğini düşündüğüm için jeepi zimmetime verdi.
Akşama doğru, 17:15 civarında, Cenk’i aradım. Vedalaştıktan sonra Cenk’in jeepi ile İzmir’den Eskişehir’e yola çıktım. On gün sonra ailemi alıp gelmek üzereyim.
SON
Gerçek ve Belgelenmiş Tarihi Olayların Etrafında Örülmüş Olan Bu Hikaye Tamamen Hayal Ürünüdür. Tüm İsimler, Karakterler, Yer ve Anlatılan Olaylar Yazarın Hayal Gücünden Doğmuş Ya da Tamamen Hayali Olarak Kullanılmışlardır. Yaşayan ve Ölü Gerçek Kişilerle Mevcut Olay ve Yerlerle Olabilecek Her Türlü Benzerlik Tamamen Raslantıdır.
Eskişehir – Hacı Bektaş Veli Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nde 18 Ocak’ta gerçekleştirilen genel kurul seçimlerinde başkan adayı olan Yusuf Edemen, seçim sürecinde yaşandığını öne sürdüğü usulsüzlükler ve devam eden hukuki süreç hakkında sosyal medya hesabından kapsamlı bir açıklama yaptı.
Edemen, açıklamasında mücadelelerinin herhangi bir kişi ya da grupla olmadığını belirterek, amaçlarının dernekte adalet, şeffaflık ve hukukun üstünlüğünün sağlanması olduğunu ifade etti. Açıklamasında, dernek başkanının yorumlara kapalı WhatsApp grubunda yaptığı paylaşımlar nedeniyle kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı duyduklarını da dile getirdi.
“Hukuki Yollara Başvurmak Zorunda Kaldık”
Seçim sürecinde yaşanan bazı gelişmelerin vicdanlarını rahatsız ettiğini belirten Edemen, bu nedenle hukuki süreç başlattıklarını söyledi. Açıklamasında şu iddialara yer verdi:
Seçim kararı alındıktan sonra yönetimden sağlıklı ve eksiksiz üye listesine ulaşamadıklarını,
Kendilerine verilen üye listesi ile seçim günü kullanılan hazirun listesi arasında farklılıklar bulunduğunu değerlendirdiklerini,
Yedi sandığın tamamında oy sayısıyla imza sayısı arasında farklılık tespit edildiğini, buna rağmen bu duruma ilişkin herhangi bir tutanak tutulmadığını ve seçim sonuç tutanağının kendilerine verilmediğini,
Seçmen listelerinde vefat etmiş kişilerin kayıtlarının yer almaya devam ettiğini, bazı üyeler adına imza atılarak oy kullanıldığı yönünde ciddi şüpheler oluştuğunu,
Yurt dışında bulunduğu belirtilen bir üye adına oy kullanıldığı iddiasına ilişkin tespitlerini resmi makamlara sunduklarını,
Yönetim kurulu karar defterindeki bazı kararlarda toplantıya katılmadığı değerlendirilen kişiler adına imza bulunduğuna ilişkin tespitlerini de ilgili mercilere ilettiklerini öne sürdü.
Süreç Savcılığa Taşındı
Edemen, söz konusu iddialar üzerine Eskişehir Valiliği Dernekler Birimi’ne başvuruda bulunduklarını belirtti. Açıklamasına göre, Valilik tarafından yapılan incelemenin yalnızca başvuruda belirtilen konularla sınırlı kalmadığını, denetim sırasında farklı tespitlerin de değerlendirildiğini ve Valilik Hukuk Birimi’nin kararı doğrultusunda dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal ettirildiğini ifade etti.
Edemen, devam eden hukuki sürecin yalnızca kendi başvurularından ibaret olmadığını, devletin ilgili kurumlarının yaptığı incelemeler sonucunda yargıya taşınan bir süreç olduğunu savundu.
“Kazanan Adalet Olmalıdır”
Açıklamasının sonunda Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “İncinsen de incitme” öğretisine bağlı olduklarını vurgulayan Yusuf Edemen, kul hakkının korunmasının ve haksızlık karşısında hukuki yolların işletilmesinin de aynı anlayışın bir parçası olduğunu ifade etti.
Derneği yıpratmak gibi bir amaçlarının bulunmadığını belirten Edemen, tek hedeflerinin üyelerin güven duyduğu, adalet ve şeffaflığın hâkim olduğu bir dernek yapısının oluşturulması olduğunu söyledi.
Mahkemelerin vereceği karara saygı duyacaklarını belirten Edemen, herkesin hukuki sürece aynı hassasiyetle yaklaşmasını beklediklerini ifade ederek açıklamasını, “Hak meydanında kazanan kişiler değil, adalet olmalıdır. Çünkü Hakk’ın terazisi şaşmaz.” sözleriyle tamamladı.
Not: Haberde yer alan seçim sürecine ilişkin usulsüzlük iddiaları, Yusuf Edemen’in kamuoyuyla paylaştığı açıklamadaki beyanlardan oluşmaktadır. Konuya ilişkin hukuki sürecin devam ettiği öğrenildi.
Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü ikinci sürgün yaş çay alımlarına yarın başlayacağını duyurdu.
Genel Müdürlükten yapılan açıklamada, birinci sürgün yaş çay alımlarının 28 Haziran’da sona erdiği hatırlatılarak, ikinci sürgün alımlarına yarın başlanacağı belirtildi.
Açıklamada, ikinci sürgün döneminde sürecin sağlıklı yürütülmesi amacıyla bazı hatırlatmalar yapıldığına dikkati çekilerek, şunlar kaydedildi:
“İkinci sürgün döneminde genel hava koşulları ve makineli hasat oranının oldukça artması nedenleriyle hasat sürecinin kontrollü yapılması hepimizin önceliği olmalıdır. Alım süreçlerinde yığılmaların oluşması kaos ortamına sebebiyet verebileceği gibi bu durumun neden olacağı kalite sorunları ise çay tarımının sürdürülebilirliğini olumsuz olarak etkileyebilecektir. Bu koşullar altında teşekkülümüz tarafından bildirilen günlük alım limitleri ve randevu sistemi başta olmak üzere yaş çay alım süreçlerine ait uygulamalarla uyumlu bir şekilde sürecin yürütülmesi tüm paydaşlarımız için önem arz edecektir.”
Samsun’da geleneksel olarak düzenlenen Şehitlere Saygı ve Vefa Turnuvası, 1453 Fatih Spor Kulübü Başkanı Tonguç Ali Anıl öncülüğünde gerçekleştirilen final karşılaşmalarıyla tamamlandı. Şehitlere duyulan vefanın göstergesi olan anlamlı organizasyon, bu yıl da yoğun katılımla Samsun’da büyük ilgi gördü.
Anlamlı turnuva sonrası kulüp çevresinde temizlik işini ilk başlatansa MHP İlkadım Belediye Meclis üyesi İlkay Erkan oldu. Eline aldığı temizlik süpürgesiyle mıntıka temizliği yapan Erkan’ın bu örnek davranışı takdir topladı.
Herkesin kendi kapısının önünü temizlemesi halinde şehrin daha temiz ve daha güzel olacağını ifade eden Erkan herşeyin Belediye temizlik işçilerinden beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Her hafta İlkadım ilçesinde bir parkı ekibiyle birlikte temizlediklerini ifade eden Erkan, şehitlere saygı adı verilen anlamlı turnuva sonrası temizliği gönüllü olarak yaptığını söyledi…
AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ’ın Madımak olaylarına ilişkin AK Parti’yi hedef alan açıklamalarına yazılı açıklamayla cevap verdi. Özdağ’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Köse, açıklamaları “haddini aşan ve mesnetsiz” sözler olarak değerlendirdi.
İste o açıklama
Haddini aşma Mehmet Özdağ!
“Madımak’ı yakanlar AKP’yi kuranlardır…” demişsin. Bu hezeyanını çok adice bir iftira olarak değerlendiriyor, şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.
Madımak katliamı, siyasi sicili bozuk CHP zihniyetinin (SHP) iktidar ortağı olduğu dönemde yaşandı. Siz gidin o dönemin CHP’li (SHP’li) Başbakan Yardımcısı ve Bakanlarınıza hesap sorun.
AK Partimizin siyasi sicili adı gibi AK ve tertemizdir. Karanlık günler sizin dönemlerinizde yaşandı, AK Partimiz ile son buldu.
Sayın Özdağ;
Şayet içinde bulunduğunuz ‘şaşkınlık’ nedeniyle sataşacak birilerini arıyorsanız;
“Kimse bizi Karamollaoğlu’yla helalleştiremez” diyen, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın abisi ve Madımak Müze Komitesi Üyesi Hüseyin Karababa’ya Temel Karamollaoğlu ile ‘nasıl helalleştiğinizi’, Karamollaoğlu’nun nasıl ve niçin altılı masa/ittifak ortağınız ve cumhurbaşkanı yardımcısı adayınız olduğunu anlatın!
Altılı masanızın Cumhurbaşkanı adayını, Saadet Partisi Genel Merkezi önünde Kılıçdaroğlu’nun elini kaldırarak açıklayan Temel Karamollaoğlu’nun siyasi ortağı olan sizler değil misiniz?
Madımak katliamını üzüntünüzden çok daha fazlasıyla, insafsızca istismar ediyorsunuz.
İçinde bulunduğunuz “çatışmanın” sebebi de, failleri de, sorumlusu da yine bizzat sizlersiniz.
Madımak’ın acısı üzerinden ucuz siyaset yapmayı bırakın; tarih sizi iftiralarınızla ve içine düştüğünüz bu ikiyüzlü ittifakla hatırlayacaktır.