Yüz yüze görüşmeyeli 18 yıl mı olmuştu Cenk’le. Milenyum çağındaki teknolojinin nimetlerinden faydalanıyor, yüz yüze görüşmesek bile telefon ya da bilgisayar üzerinden sesli ve görüntülü sohbetler etsek de insanoğlu olarak illa göz göze bakacak, sohbet esnasında nefeslerimiz bir odada birbirine karışacak.
Cenk’le peygamber ocağı dediğimiz askerliği 2012-2013 yıllarında, 4. tertip olarak, 19 Mayıs 1919’da Kurtuluş Mücadelesi’nin başladığı şehir Samsun’da 6 ay yapmıştık. Askerliğimiz 6 ay sürmüştü, lakin arkadaşlığımız, dostluğumuz bir ömür devam ediyordu. Kardeşten ileriydik.
Cenk’in yaşadığı şehre bir iş için gitmem gerekmişti. Sabit bir işim olsa da internet üzerinden kitap alıp satıyordum. Elime geçen kitapların arasında, kitap tasarımı farklı olan Canan Çankaya’ya ait Dokuz Çocuklu Bakire adlı kitap çıktı. Kitabı bir solukta okudum; 13 yaşında çocuk gelin olarak başlayan bir kadının çile dolu hikayesini anlatıyordu. Kitabın içinden yayınevinin telefon numarasını alarak bağlantıya geçtim. Kitap yayınevi, İzmir Bayraklı’da faaliyet gösteren Memonti Yayınevi’ydi. Sahibi Nurcan isimli kadın ile yaklaşık 10 koli değişik tarzda kitap siparişi vererek anlaştım. Paranın %25’ini internet bankacılığı ile EFT yaparak kapora olarak gönderdim. İstesem kitapları kargo ile alabilirdim; niyetim, son düşmanı döktüğümüz şehri İzmir’i görmek, kardeşten öte dostum Cenk ile hasret gidermekti. Zaten devamlı davet ederdi; ister tek başıma, ister ailemle olsun.
İnsanın kaderi de şansı güzel olsun derler ya, Cenk de kaderi ve şansı güzel olanlardandı. Bir evin tek oğlu, dededen babadan kalma büyük bir servete konmuş, o para ile o kadar mülke rağmen mütevazı bir hayat süren bir kişiydi. Kafasına göre bir şeyler yazmaya çalışıyor, ama bir kitabı bile çıkmamış bir dostumdu.
Öğleden sonra Cenk’i aradım; görüntülü olarak hal hatır sorduktan sonra işten izin aldığımı ve bir iş için İzmir’e geleceğimi söyledim. İzmir’e geleceğimi duyunca sevindi. “Seni bir hafta bırakmam, anılarımızı konuşur, dertleşiriz,” dedi Cenk.
“Oğlum, bir hafta kalamam, benim işim var,” desem de dinleyen kim? Hemen telefonda birçok plan yaptı. Sürpriz olsun diye ona geleceğim günü söylemedim.
Cenk’le telefonu kapattıktan 30 dakika sonra telefonuma kısa bir mesaj geldi:
“Sayın Yılmaz Güney, biletiniz 24 Temmuz 2031 günü saat 23.00’te, 17 numaralı koltuğa, Oğul Ege Otobüs Turizm firması tarafından rezervasyon yapılmıştır.”
‘Gerçek ve Belgelenmiş Tarihi Olayların Etrafında Örülmüş Olan Bu Hikaye Tamamen Hayal Ürünüdür. Tüm İsimler, Karakterler, Yer ve Anlatılan Olaylar Yazarın Hayal Gücünden Doğmuş Ya da Tamamen Hayali Olarak Kullanılmışlardır. Yaşayan ve Ölü Gerçek Kişilerle Mevcut Olay ve Yerlerle Olabilecek Her Türlü Benzerlik Tamamen Raslantıdır.‘
KOMBİ SERVİSİNDE GÜVENİN ADI; GÜNAYLAR KOMBİ….
1
ABD’den petrol fiyatlarını düşürmek için yeni plan: Rusya yaptırımları gevşetilebilir
7369 kez okundu
2
TUTUKLU SANIKLARA YOL İŞKENCESİ…
3279 kez okundu
3
MİT’in başına Samsun’lu o isim mi geliyor…
3221 kez okundu
4
OPERASYONLAR BİNLERCE KİŞİNİN EKMEĞİYLE OYNUYOR…
3200 kez okundu
5
BU FOTOĞRAFTA BİR TERSLİK VAR!
3185 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için gizlilik politikamızı inceleyebilirsiniz.