İster eşi olsun ister beraber yaşasın, bir kadın olsun, erkeğin namussuzdur. Erkek, beraber olduğu kadını ondan habersiz bu işleri alet eder mi? Gazetecilik mesleğini çürük elması hâline getirmiş.
Desene Cenk: sözde gazeteci, İnci Taneleri dizisindeki Dilber’in parasını yiyen kocası Zahir gibi.
Cenk devam etti:
“Bu gazeteci, rahmetli bir sanatçının vardı, sinema yıldızı. Hani mezarı yurt dışında, Paris’te. Kendisine o sinemayı yıldızına benzetiyordu, ismi dilimin ucunda… Hatta sana yakın, şimdi buldum: senin adaşın, soydaşın Yılmaz Güney’e kendini Sima olarak benzetiyor.”
Yılmaz Güney yanında eşi varken, ona küfür eden adamı vuruyor; namusu için. O ise yanındaki kadının numarasını benimle paylaşıyor daha başka…Daha kimlerle paylaşıyor belli değil, ağzımı bozmayayım, senin dediğin gibi: Dilber’in parasını yiyen kocası Zahir.
Çenesi düşmüş, konuştukça konuşuyor. Ne de olsa dert ortağını yıllar sonra buluştu.
Cenk anlatmaya devam ediyor:
“Hem bana hem beraber olduğu kadına bu kadar terbiyesizliği yapan adamın karakterini merak ettim.”
“Neyini merak ettin?”
“Neyini merak ettin. Adam, belki Baystruk.”
Parayı kıydım, özel bir dedektif tuttum.
“Ciddi misin sen?”
“Evet. İzmir’de faaliyet gösteren Kurt Dedektiflik Bürosu ile anlaştım. Kurt Dedektiflik Bürosu bana neler neler raporladı.”
Sözde zat-ı muhterem gazeteci, Yeni Özgür Gündem Gazetesi’nin Ege sorumluluğunu yapmış, kendi haber sitesini kendi biyografisinde yazmış.
Neydi haber sitesinin ismi? İngiliz kadınına yaranmak için, bir Evant yani Türkçesi Olay demek.
“Ya Cenk, Yeni Özgür Gündem gazetesi mi? Türkiye’de böyle bir gazetemi var?”
Ben de o zaman duydum. Devletimizin başına bela olan K.İ.P’in siyasal gazetesiymiş.
“Ciddi misin sen?”
“Evet.”
“Vay Baystruk, vay.”
Onunla da kalmıyor. Avrupa’da örgüt elemanları ile de bağlantısı var. KiP’in cezaevindeki örgüt elemanlarının yurt dışındaki ve ailelerinin Türkiye’ye geldiğinde hukuki yardım almaları için avukatlara yönlendirip menfaat eden biri.
İnsan gazeteci olur, bir siyasi görüşü olur, ona eyvallah, saygı duyulur. Bu sözde gazeteci tam bir siyasi gazeteci dansözü. Bir bakıyorsun, Beyaz Parti’nin milletvekillerine mehtiler düzmüş. Bir bakıyorsun, muhalif parti olan İhsan Partisinden milletvekilleri ile mecliste yemek yerken fotoğrafları var. Halkçı Cumhuriyet Partisi’ne ait bir belediyede, belediye çalışanları ile şirket kurup belediyeyi sömürüyorlar.
K.İ.P’in siyasal partisi, Yeni Yaşam Partisi’nin üyeleri ile şiir dinletisi düzenliyor. Dansöz Tanyeli ile Asena, bu sözde gazetecinin yanında çırak.
Cenk: “Bu adam ne?”
“Afaçerist bir gazeteci, işine geldiği gibi dans ediyor.”
Elimde bir fotoğraf var: Ofis Emekçileri Sendikası Başkanı Fuat Yıldık’a ait. Sözde bu gazeteciye emek ödülü veriyor; emeği verdiği destekten dolayı. İşin garibi, bu gazetecinin editörlüğünü yaptığı İzmir Haber Gazetesi’nde ne bir emek haberi var ne de ödül veren sendikaya ait bir haber. Meğerse Fuat Yıldık, Halkçı Cumhuriyet Partisi’nden milletvekili adayı olacakmış; onun için gazetecilere sendika adına ödül dağıtıyormuş.
Fuat Yıldık milletvekili adaylığı kesinleşip, sosyal medyadaki tek kişilik fotoğraflarını kaldırıp eşiyle fotoğraflarını profil fotoğrafı yapınca, sendika içinde yasak aşkı sekreter sosyal medyayı ateşe verdi. Ne paylaşımlar! Yarım saat sonra yasak aşkı paylaşımları kaldırıldı.
Raporda en çok komiğime giden Mehmetov. Bir de Gazeteciler Cemiyeti başkanı. Bir de bu dansöze gazeteciler cemiyeti teslim ettiler. Aslında şehirde birçok Gazeteciler Cemiyeti var. Bunun gibi bir afaçerist bir gazeteciyi cemiyetlerine kabul etmeyince, kendine Gazeteciler Cemiyeti kuruyor. Kendi gibi kokuşmuş, sözde gazetecilerle
Cemiyetin ismini koymuşlar, Cenk.
“İsmi önemli değil; olsa olsa ‘Kahve Burunlu Gazeteciler Cemiyeti’ olur.
“Kahve burunlu ne demek? Anlamadım, Cenk.”
“Para karşılığı kalemini satan gazeteci, siyasilerin popolarını yalamaktan burunları boka bulaşmış gazeteci anlamında bir basın sözü.”
Mehmetov, kurduğu cemiyetle para ile her yıl 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle ödüller dağıtıyormuş: yılın işi, insanı, firması, aparatı, siyasetçisi… Parayı bastırıyorsun, ödülünü alıyorsun.
O yıl siyasetçi ödülünü kim alıyor, biliyor musun? Duyarsan çok şaşıracaksın. Kim? Kim bu kadar kirli ilişkiden sonra pek şaşırmaz ama yine de merak ettim.
İhsan Parti milletvekili Çavuş Hafifalioğlu.
Milliyetçi Parti değil mi? Hani ilk genel başkanı kadın olan Meral Karaşener?
Evet, onun partisi. Hatta Meral Hanım bir dönem İçişleri Bakanlığı yaptı. O dönemde sözde gazeteci Mehmetov da Yeni Gündem Gazetesi’nin Ege sorumluluğu yaptığı için gözaltına alınmış, cezaevinde yatmış.
Meral Hanım’ın kurduğu partiden İstanbul milletvekili seçilen Çavuş Hafifalioğlu, K.İ.P’e küfür eden, onun siyasi kanadına ve Yeni Yaşam Partisi’ne hakaret eden, sol ve devrimcilere eleştiri altında demediğini bırakmayan… En son kendi partisi olan Zanahtari Partisi Genel Başkanı, milliyetçi eski milletvekili, K.İ.P’in gazetesi Özgür Gündem Gazetesi’nin Ege sorumlusundan Yılın Siyasetçi Ödülü’nü alıyor. Yani Mehmetov’dan.
“Ya Cenk, sosyal medyada görmüştüm bir siyasi söz galiba: Küba lideri Fidel Castro, ‘Düşmanın sana bir ödül veriyorsa sende bir puştluk var’ diyor. Buraya cuk diye oturdu.”
“Aynen öyle, Yılmaz.”
Daha bu bir şey değil. İzmir’den bir kadın milletvekili, o da İyi Parti’den Bedriye Yaşamaz. Bu sözde gazeteciyi meclise sokuyor, mecliste yemek yiyor, bir de grup toplantısını aldırıyor.
Ödül gecesinde en çok “Yılın Bürokratı” ödülünü alan şehrin Emniyet Müdürüne üzüldüm.
“Neden, Cenk?”
“Mehmetov, şehrin Emniyet Müdürünü rezil etmek ve gündem yaratmak için Emniyet Müdürüne, vergi kaçırmak ve resmi evrakta usulsüzlük yapmaktan ceza alıp cezaevinde yatan birine ‘Yılın Bürokratör Ödülü’nü verdiriyor. Hatta birçok gazeteci ödülden sonra Emniyet Müdürlüğü’nü arayıp konuyu sorduğunda, Emniyet Müdürü haber yapılmasın diye ricada bulunuyor.”
Ödül gecesinde şehrin ileri gelenleri, atanmışlar, seçilmişler, ulusal medyadan gazeteciler… O gece ödüller alıyor. Sözde gazeteciden, sözde cemiyetten. O ödül gecesi de bir protesto olayı yaşanıyor.
“Ne protestosu?”
Gerçek ve Belgelenmiş Tarihi Olayların Etrafında Örülmüş Olan Bu Hikaye Tamamen Hayal Ürünüdür. Tüm İsimler, Karakterler, Yer ve Anlatılan Olaylar Yazarın Hayal Gücünden Doğmuş Ya da Tamamen Hayali Olarak Kullanılmışlardır. Yaşayan ve Ölü Gerçek Kişilerle Mevcut Olay ve Yerlerle Olabilecek Her Türlü Benzerlik Tamamen Raslantıdır.
Samsunlu işadamı Soner Tekcan’in yeğeni muhteşem bir düğünle dünya evine girdi
1
ABD’den petrol fiyatlarını düşürmek için yeni plan: Rusya yaptırımları gevşetilebilir
9327 kez okundu
2
KAÇAK OTEL DE CHP’li düğünü…AKP’liler yapsaydı topa tutarlardı….
4354 kez okundu
3
Grand Motorlu Araçlar’dan Anlamlı İftar Buluşması
3829 kez okundu
4
SAMSUN’DA EVKUR’U HANGİ AKP MECLİS ÜYESİ KORUYOR? Kaçak olarak faaliyetine neden devam ediyor?
3392 kez okundu
5
MİT’in başına Samsun’lu o isim mi geliyor…
3388 kez okundu