Cenk, “Lan, nerede kaldın, seni beklemekten ağaç oldum!” dedi. Otogardan bana söylenmesin mi… sövsem sövemiyorum, kızsam kızamıyorum. Kızgınlıkla sevinç arasında birbirimize sarıldık. 18 yıl olmuştu; iletişim araçları ne kadar gelişirse gelişsin, insanın tenleri birbirine değecek, kokusunu hissedecek, hasret giderecek.
Cenk, İzmir’in kuzeyinde bir sahil kasabasında yaşıyordu. Dededen tarla, arazi, dükkan… Dünya kadar mal mülk. Bir de ada kalmıştı Cenk’e. Evet, yanlış okumadınız; asker arkadaşımın bir de adası vardı.
Ülkemizin ilk yerli otomobili TOGG marka Island modeli 4×4 jeep ile bir saatlik yolculuğun ardından Cenk’in yaşadığı kasabaya vardık. Sabah 7.30 gösteriyordu; ne kadar otobüste uyusam da yatak gibi olmuyordu. Gözlerimden uyku akıyordu, ayaklarımı tam uzatamadığımdan ağrılar içindeydi.
Cenk’in “fakirhane” dediği eve geldik. Onun fakirhane dediğine bakmayın; dededen kalma taş kesme bir konaktı. Konak, koyu deniz ve adasına tepeden bakan, içi hizmetkarlarla dolu saray yavrusu gibiydi. Cenk bana bir oda gösterdi; yol yorgunluğunu atmam için.
Temmuz ayı İzmir’de çok sıcak geçiyordu. Oda klimasını çalıştırıp üzerime bir pike çekip uyuya kalmışım. Uyuyalı dört saat olmuş, saat 12.00 gibi beyefendi beni uyandırdı.
Ne kadar klima çalışıyor olsa da Temmuz sıcağına nafile. Yorgunluğumu atmak için kendimi duşa attım; uyurken terlemişim. Duştan çıkar çıkmaz kendimi kahvaltı sofrasında buldum. Beyefendi, konağın terasına bir kahvaltı hazırlatmış. Denizi seyrederek bir buçuk saate yakın kahvaltı yaptık. Yaşlarımız kırka dayanmış olsa da, biz ayrıldığımız yirmili yaşlardaki gibi şakalaşıyorduk birbirimize. Cenk, benim internet üzerinden kitap alıp sattığımı biliyordu. İzmir’e neden geldiğimi anlattım; firmanın beklediğini, işlerimi halledip geleceğimi söyledim. Cenk benden anlaşma yaptığım firmanın telefon numarasını zorla aldı. Telefon etti, kendini tanıtıp ürünlerin bizim olduğunu belirtti ve telefonu kapattı. Benimle sohbet ederken, WhatsApp uygulaması üzerinden firmanın IBAN numarasını alıp internet bankacılığıyla EFT yaparak kitapların kalan parasını ödemişti. Tabii bunun haberim, kitapları almaya gittiğimizde oldu.
Bir yandan bana, “Dert ettiğin işe bak, altımızda araba var, hallederiz. Seni birkaç gün bırakmam, daha adaya gideceğiz. Orada kalır, tatilini yapar, dertleşir, yer içer, yatarız. Sen gelmenin tadını çıkar, Dar Zaman Yılmaz, bugünleri daha çok ararsın,” diyordu.
Anlaşılan çevresinde kimse yoktu; konuşacak, dertleşecek biri… Bir nevi beni rehin almıştı. Benim de işime gelmişti; uzun zamandır tatil yapmamıştım. Ne de olsa işim acil değildi; kapora vermiştim. O yüzden içim rahattı.
Öğleden sonra, 14.00 gibi konaktan ayrıldık; meşhur adasına doğru… Adaya gitmeden önce alışveriş yapalım, öyle gidelim, dedi Cenk. Yemek yapmasını da yemesini de seviyordu; elinden de geliyordu. Ben ise yumurta bile haşlayamazdım.
İlk önce bir markete uğradık. Salata için sebze, meze, çeşitlerde meyve aldık; içki reyonundan içemeyeceğimizden fazla alkol aldık. Oradan bir kasap dükkanına uğradık. Bir iki saat evvelinden sipariş vermiştik. Bizimki, neredeyse kasap dükkanını satın alacak kadar, iki kişiye 10 kiloya yakın etli köfte ve çeşitli etler yaptırmıştı; hepsi mangallık. Alışverişi görseniz, sanki adaya aylık gidiyor. Ben dayanamadım:
“Oğlum, 10 kilo et çeşidi… Ne, iyice abarttın sen de?”
Etin fazlasını dondurucuya atıyorum. Bazen sahte yüzlerden sıkılıp, saat kaç olduğuna bakmadan adaya kaçıyorum; bazen birkaç gün, bazen haftalarca kalıyorum. Dondurucuda her zaman yiyecek bulundurmak iyi oluyor.
Kasaptan çıktıktan sonra limana doğru araçla yol alıyorduk ki Cenk’in telefonuna kısa bir mesaj geldi. Posta kargo firmasından, bir kargosunun olduğunu ve gün içinde şubeye gelip alması gerektiğini bildiren bir iletiydi.
NOT: Gerçek ve Belgelenmiş Tarihi Olayların Etrafında Örülmüş Olan Bu Hikaye Tamamen Hayal Ürünüdür. Tüm İsimler, Karakterler, Yer ve Anlatılan Olaylar Yazarın Hayal Gücünden Doğmuş Ya da Tamamen Hayali Olarak Kullanılmışlardır. Yaşayan ve Ölü Gerçek Kişilerle Mevcut Olay ve Yerlerle Olabilecek Her Türlü Benzerlik Tamamen Raslantıdır
SAMSUN İŞSİZLİKLE BOĞUŞUYOR, MURZİOĞLU FUARLARDA GEZİYOR!!!
1
ABD’den petrol fiyatlarını düşürmek için yeni plan: Rusya yaptırımları gevşetilebilir
9506 kez okundu
2
AKP Samsun da karıştı… O isim de istifa etti.
8559 kez okundu
3
KAÇAK OTEL DE CHP’li düğünü…AKP’liler yapsaydı topa tutarlardı….
5248 kez okundu
4
Dar Zamana Gelen Tatil Bölüm 12 (Son)
4772 kez okundu
5
SAMSUN’A 1987 KIŞI GERİ Mİ GELİYOR?
4500 kez okundu
10 İLDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN SES YÜKSELTİLDİ, SAMSUN’DAKİ 8 BASIN ÖRGÜTÜ NEDEN SESSİZ?
Samsun’daki ‘Demokratik Cumhuriyet konferansına’ çağrı
SAMSUNLU İLAHİYATÇI İHSAN ŞENOCAK’TAN TRABZONSPOR TARAFTARLARINA TEPKİ: “BELA GELİR, MUSİBET GELİR”
SAMSUN’DA 120 MİLYONLUK VİLLA NE OLDU! HALİT DOĞAN’ın haberleri neden kaldırıldı? Kamuoyu bu soruların cevabını bekliyor…
30 YIL ATIL KALAN BİNADA FACİA! Atakum’da Garsonun Ölümü Soruları Beraberinde Getirdi
AK Parti Atakum İlçe Başkanı Hasan Uzun’dan Çarpıcı Açıklamalar: “O Gün Mecliste İşçiye Destek İsteyen Türkel, Bugün İşçiyi Mağdur Ediyor!”
SOL Parti’den Atakum Belediyesi’ne Sert Tepki: “Krizin Faturası Emekçilere Kesilemez!”
Koltuklarında yaşlanan batık Başkanlar yine seçim kazanmış!!!!! Vay Samsun ekonomisinin haline…
İSHAK TAŞÇI’DAN ATAKUM’DA İŞTEN ÇIKARILAN İŞÇİLERE DESTEK: KIŞ ORTASINDA İŞTEN ÇIKARMAK YANLIŞ!
Saldırı sonrası sosyal medya da tehlikeli gerginlik…. Çözüm süreci sona mı erecek?
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için gizlilik politikamızı inceleyebilirsiniz.
Güzel hikaye
Samsun için daha çok şeyler yapılmalı