Samsun KAPALI 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Dar Zamana Gelen Tatil (Bölüm 11)

Eve gider gitmez kendimi suyun altına attım; rahatlamam gerekiyordu, sıcak bunaltmıştı. Ne kadar keyfim yerinde olsa da aklım yapmam gereken işteydi; iki günlük tatil iyi gelmişti. Uzun zaman sonra raporun kalan kısmını da merak ediyordum.

“Cenk, ana karaya ne zaman döneceğiz?”

“Dur, dar zaman… Şurada iki günlük tatil yapıyorsun; onu da dar zamana sıkıştırma. Bu geceyi de burada geçirelim. Raporun kalanını merak ettiğini biliyorum; seversin sen bu tarz konuları. Hem raporun kalanını anlatırım sana, yarın sabah da erkenden merkeze yola çıkar, işlerini hallederiz.”

Masa kurmaya başladım. Misafirlik bitmişti; ben de elimden geldiğince masaya yardım etmeye çalışıyordum. “Pek anlamazdın mutfak işlerinden; bari mangalı yakayım,” dedim. Cenk hemen katıldı:

“Sakın ha, adayı yakma!”

Kazasız belasız mangalı yaktım, etler pişerken rakılarımızı yudumlamaya başladık. Etler pişmiş, tabaklarımızda yerini almıştı. Cenk tekrar raporu anlatmaya başladı; ben de onu bekliyordum.

Aklıma bir şey takılmıştı:

“Belki Mehmetov siyasi fikrini değiştirmiştir. Onun için milleti ve muhafazakar partileri taklııyordu.”

“O iş öyle değildi ama. Mehmetov, o ödül gecesinden üç ay sonra Yeni Yaşam Partisi’nin üyeleri ile 21 Mart Dünya Şiir Günü etkinliği yapıyor; hem de Halkçı Cumhuriyet Partisi’nin belediyesine ait bir tesiste.”

“Yok artık! Gerçek değil… Kendilerine eleştiri altında hakaret eden milliyetçi milletvekiliine yılın siyasetçi ödülünü veren Mehmetov’la mı?”

“Evet, aynen öyle, Yılmaz. Raporda bir olay daha yazılıydı; o olaydan sonra sosyalistler… Hepten sorgulamaya başladım. Sosyalistlerin haksızlığa karşı adaletli insanlar olduğunu zannederdim, öyle değilmişler.”

“Meraklandırma, anlatsana.”

Bir yandan rakılarımızı yudumluyor, plakta ise Emel Sayın çalıyordu.

İzmir’de sosyalist görüşlü üç kadın, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü için etkinliği için bildiri dağıtıyorlarmış. Gittikleri evlerden birinde Milliyetçi Çalışma Partisi’nin Gençlik Kolları başkanının evine denk geliyor; sözlü atışma derken kavgaya tutuşuyorlar. Karakolluk oluyorlar. Mehmetov o zaman Ege Postası diye bir haber portalını kullanıyor. Hani ödül gecesinde Cihat adlı bir kişi onu protesto etmişti ya…

“Evet.”

Ege Postası, Cihat adlı kişinin üstüne açılmış. Mehmetov, Cihat’ı gazetecilikle alakası olmayan bir kişi piyon olarak kullanıyor. Cihat’ın bundan haberi yok tabii. Garibim, neye kandıysa… Cihat, kadına şiddet haberini alıyor; şiddet gören kadınlarla görüşüp haberi Ege Postası’nda yayınlıyor. Gece 3 gibi Mehmetov, kadına şiddet haberini Milliyetçi Çalışma Partisi’nden gelen bir emirle kaldırıyor; Cihat haberi kaldırınca, Mehmetov internette teşhir ediyor.

Yılmaz hemen söze atılır sosyalistler bu tarz bir haksızlığa, ihanete asla göz yummaz; her türlü yaptırımı uygularlar.”

Cenk kaldığı yerden devam eder:

“Evet, diyorlar. Ben de öyle zannediyordum. Rapordaki solcu kadınların arkadaşları… Mehmetov çok güzel cezalandırıyorlar; onun başkanlığı yaptığı sözde paralel cemiyet ile… Yani Mehmetov, kadınlara yönelik proje yapıyor; bunu da Cihat solcu kadınları teşhir ediyor. Zühre ile Fadik solcu kadınlar Cihat’tan özür dileyeceğine Cihat’ı tehdit ediyorlar.”

“Peki, korkmuş mu bu tehditler?”

“Ne korkacak. Cihat, otel basıp ödül gecesinde ‘Mehmetov’u rezil eden bir kişi, pisliğinizde boğulun’ demiş; elbet bir gün bu ülke gerçekleri duyacak diye sosyal medyada yazmış. Anlayacağın, Yılmaz rezillik bu ülkede bin para.”

“Doğru söylüyorsun, Cenk. Kimin eli kimin cebinde belli değil.”

Ege Postası gazetesi ne kadar yasal olarak Cihat’ın üstüne gözükse de, ası l patron Beyaz Parti İzmir Milletvekili; Suat Göktaş’a aitmiş. Bir gece Mehmetov, Cihat’a “Bizler piyonuz” demiş; asıl patron Suat Göktaş diye itirafta bulunmuş. Meğerse Mehmetov, Suat Göktaş’ın paralı kalemkaşnikafloğunu yapıyormuş; her ay düzenli para alıyormuş. Para ise Cihat’ın hesabına yatıyormuş. Bunların hepsini Cihat sonradan internetten teşhir etti. Hatta Suat Göktaş’ın emriyle Cihat’ın yaptığı sol, sosyalist haberleri Mehmetov gece Ege Postası’ndan siliyormuş.

Hala bu olayların üzerine Ege’deki solcular, sözde gazeteci ile projeler yapıyor; çok garip.

Yılmaz:

“Raporda en çok keyif aldığım ve güldüğüm olay, Mehmetov her ay düzenli para alıyor, Suat Göktaş attığı kazık… Nasıl yani, adam her ay düzenli para aldığı adama kazık mı atmış, yani Mehmetov yediği kaba mı sıçmış?”

“Hem de ne sıçmış! Suat Göktaş, içinde olduğu Beyaz Parti’yi kullanarak rüzgar gülü elektrik santrali için teşvik almış. Mehmetov olayı duyuyor, Suat’tan para aldığı için haber yapmıyor.”

Güzelce haber yazıyor, Suat da muhalif gazeteci, Sönmez Işık’a paylaşıyor ve haber gündem oluyor.

Yıllar… Hele bir olay var, bunu duyunca Mehmetov’dan iyice tiksindim. Bir insan, bir erkek, bir baba… Bunu nasıl evladına yapar, anlamadım. Bu soysuz Mehmetov ne yapmış biliyor musun, Yılmaz?

Bir yudum rakı alıp ağzına meze ile söze başladı:

“Ne yapmış bu soysuz yine?”

“Ne yapacak?”

Yılmaz: “Karısının cebinden bebeğinin süt parasını çalıp, şu an beraber olduğu kadınla rakı içmiş.”

“Ne diyorsun, Cenk?”

“Tamam, hepimiz içiyoruz, alkolü severiz; ama önce ailemiz ve çocuklarımız gelir, ondan sonra kendi keyfimiz.”

Bu olayı da Mehmetov, boşandığı eşi Helal Yıldırım, İzmir Denge Gazetesi’nde köşe yazarak teşhir etmiş. Bu kadına da yapmadığını bırakmamış; Cihat’a yaptığı gibi, kadının üzerine de gazete açmış, tüm borçları kadına ödetmiş. Kadın öyle bir kızmış ki, Mehmetov’dan olan çocuğuna bu soysuzun soyadı olan “Yapıcı” yerine babasının soyadı “Yıldırım”ı vermiş. Helal olsun, kadına!

Gerçek ve Belgelenmiş Tarihi Olayların Etrafında Örülmüş Olan Bu Hikaye Tamamen Hayal Ürünüdür. Tüm İsimler, Karakterler, Yer ve Anlatılan Olaylar Yazarın Hayal Gücünden Doğmuş Ya da Tamamen Hayali Olarak Kullanılmışlardır. Yaşayan ve Ölü Gerçek Kişilerle Mevcut Olay ve Yerlerle Olabilecek Her Türlü Benzerlik Tamamen Raslantıdır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Cezaevinde Islah Tartışması Yeniden Gündemde

HIZLI YORUM YAP