Samsun KAPALI 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Dar Zamana Gelen Tatil (Bölüm 10)

“Mehmetov, Cihat isminde bir kişinin üzerine İzmir Postası diye bir gazete kuruyor. Gazeteden önüne gelene hakaret ediyor; kendi ismini yazacağına gazetenin ismini yazıyor. Cihat, bu sözde gazetecinin 14 davasından yargılanıyor ve ceza alıyor. Üstüne para cezaları yüzünden cezaevinde yatıyor, vergi borçlarını ödemiyor. Yani, Cihad’a birçok borç bırakıyor. Senin dediğin gibi tam bir Baystruk.”

O geceyi fırsat bilen Cihat sahneye fırlıyor:

“Mehmetov beni borç üstüne bıraktı, yuvamı yıktı, onun yüzünden cezaevinde yattım,” diye Kahve Burunlu sözde gazeteciyi teşhir ediyor. Kimse yerinden kalkıp daveti terk etmiyor. Burada sohbet ettiğim bir İngiliz’den duymuştum: “Siyaset ve sosis halkın gözü önünde yapılmaz.” Ödül gecesinde halk olmadığı için herkes susmuş, dilsiz kör bir şeytan gibi.

Hatta Gözcü Gazetesi’nin köşe yazarlarından İsmail Sayar bile… Cihat dediğim kişi sonradan İsmail Sayar ile telefonda görüşüyor; başından geçen her şeyi, kendisinin ve ailesinin nasıl mağdur edildiğini anlatıyor, ama nafile, o bile konuya değinmiyor. Cihat’a bu adli olay mahkemeye git diyor.

Cihat ise Muharrem Sarıkaya’nın muhabire attığı tokat olayı… O da adli olaydı ama “Ağzınıza sakız yaptığınız” diye laf yapıştırıyor. Bunları Cihat hep sosyal medyaya yazdı.

“Ya Gözcü gazetesi köşe yazan, muhalefet yakın, iktidarın tüm dolandırıcılık ve sahtekar olayları yazan gazeteci değil miydi o, İsmail Sayar?”

“Evet, ta kendisi. Neden yazmıyor, biliyor musun? Mehmetov gibi o da Kırklareli’nin Vize kasabasından. Bu olayları duyduktan sonra, tarafsız, objektif, adil gazeteciyim diyen gazeteciye küreğin tersiyle ağzına vuracaksın; iki yüzlü. Sağ-sol, Kemalist fark etmiyor.”

Cihat bir plan hazırlıyor cezaevindeki bir grup arkadaşıyla Mehmetovu kaçırıyor. Mehmetov o gecesi yalnız olması lazımdı. Lakin arabada kızı da varmış. Mehmet o kızı ile beraber kaçırmak zorunda kalıyorlar. Cihat Mehmetov’a diyor ki senin yüzünden yıllarca cezaevinde yattım, benim kızımın psikolojisini hiç düşünmedin. Ben de senin kızını psikolojisini düşünmüyorum diyerek Mehmetov’un kızının gözü önünde Mehmetov’un p***na şişe sokuyor ve bu eylemi videoya çekip mail olarak tüm gazeteleri atıyor. Mehmetov’un ismi şişe sever Mehmetov kalıyor. Cihat bu olaydan sonra yurtdışına kaçıyor.

Raporda yazılanları anlatırken Cenk’in canı çok sıkılıyor, belli oluyordu. Birden hareketlendi:

“Raporun kalanını akşama anlatırım. Hadi hazırlan, seni doğal saunama götüreyim.”

“Cenk, temmuz sıcağında ne saunası?”

“Hadi kalk, odadan havlu al, şort giy. Bu fırsat bir daha eline geçmez.”

Cenk’in dediklerini aldıktan sonra, üç tekerlekli motorla adanın güneyine doğru yol aldık. Adanın güneyi daha yüksekti, deniz seviyesinde dik ve kayalıktı; en az 70 metreydi. Aşağı doğru bir keçi yolu vardı. Motordan inerek keçi yolundan aşağı inmeye başladık.

“Dengeni kaybetsen, kayalara çarparak direk denize düşersin; sağ kalma şansım %80 gibi,” dedi. Patika yoldan korkarak indim, düz yolda yürüyemiyorduk. Bir insanın da zor geçebileceği mağaranın bulunduğu yerdi. Beyefendi tepeye güneş enerjisi paneli kurdurmuş, mağaranın içine aydınlatmak için.

Mağara içinde ilerledikçe insanda bir ürperti ve korku oluşuyor. İlerledikçe ileride su sesleri gelmeye başladı. Su, kaynak suyu olunca buharlaşması ile her yer kaygan. Çözüm olarak, kalın tahtalardan basamak yaptırmış. Sonunda mağaranın merkezindeki savunma alanına geldik. Cenk’in dediğine göre mağara ağzı ile doğal havuz arasındaki mesafe 53-55 metre. Yerin altından çıkan sıcak su bir havuz oluşturmuş; havuz, bu arada 35 metrekare büyüklüğünde, düz alan ve kaygan bir zemin. Cenk, kazaya sebep vermemek için ızgara şeklinde yere tahtadan döşeme yaptırmış ve şezlonglar getirtmiş.

“Burası benim gizli mabedim,” diyor ve saunanın hikayesini anlatıyor.

“2013 yılına kadar adada böyle bir mağara yoktu,” dedi. “O yıl Ege Denizi’nde bir deprem oldu. Depremden sonra adaya gelip evde hasar var mı diye incelerken, ileride mağaradan çıkan buharı gördüm. Çok yoğun bir buhar çıkıyordu; sonradan azaldı ve mağarayı keşfettim. Depreme kadar ağzı kayalarla kaplıydı; deprem sırasında kayalar yerinden kayınca mağaranın ağzı açıldı. Mağaraya girmekten korktum; ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum. Bu işlere meraklı biri olarak mağara keşif timi buldum internetten… Biraz masraflı oldu ama değdi. Tamamen keşfedince mağarayı değerlendirmeye karar verdim. O günden beri kullanıyorum doğal saunamı.”

Benim aklıma bir şey takıldı ve Cenk’e sordum:

“Sen mi mağaranın girişini öyle yaptın, yoksa doğal hali mi öyle?”

Cenk şaşırdı:

“Ne var mağaranın girişinde?”

“Daha ne olsun, hiç dikkat etmedin mi? Mağara girişi vajinaya benziyor.”

“Yok vallahi, hiç dikkat etmedim ve ilk sen söylüyorsun. Aslında gözümün önüne mağaranın ağzını getirdiğimde, Allah iyiliğini versin… Ha siktir, vajinaya benziyor.”

Cenk büyük bir kahkaha attı ve mağarada yankılandı. Temmuz sıcaklığı ile mağaranın sıcaklığı birleşince, 30 dakikadan fazla kalamadık; her suyun içinde kendimizi dışarı attık.

Mağaradan çıkar çıkmaz Cenk arkasını dönüp mağaranın ağzına baktı:

“Allah iyiliğini versin,” diyerek tekrar gülmeye başladı.

                   Gerçek ve Belgelenmiş Tarihi Olayların Etrafında Örülmüş Olan Bu Hikaye Tamamen Hayal Ürünüdür. Tüm İsimler, Karakterler, Yer ve Anlatılan Olaylar Yazarın Hayal Gücünden Doğmuş Ya da Tamamen Hayali Olarak Kullanılmışlardır. Yaşayan ve Ölü Gerçek Kişilerle Mevcut Olay ve Yerlerle Olabilecek Her Türlü Benzerlik Tamamen Raslantıdır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)

Sıradaki haber:

Samsun’dan Avrupaya direk uçuşlar başlıyor

HIZLI YORUM YAP