logo

reklam
29 Nisan 2013

Soner Yalçın, Gencebay’ı bombaladı….

odakücükSoner Yalçın, Samsunlu sanatçı Orhan Gencebay’ı memleketinde bombaladı: “Akil Adam Orhan Gencebay Samsun’a gelemedi ama Atatürk’ün devrimcileri burada. Atatürk’te birleşmemiz gerekiyor”

Gazeteci yazar Soner Yalçın, Samsun Cumhuriyet Kadınları Derneği’nin organize ettiği, “Ulusal Egemenlik ve Türkiye’de Bugünkü Durum” konferansında konuştu. Atakum Belediyesi Eğlence ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa Soner Yalçın’ın yanı sıra Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan’da konuşmacı olarak katıldı.

Konuşmasına bir anekdotla başlayan Soner Yalçın, “Akil Adam Orhan Gencebay Samsun’a gelemedi ama Atatürk’ün devrimcileri burada. Orhan Gencebay’ı yakından tanırım. Korkusu var. Bizim için sorun değil. Yatar çıkarız. Silivri mesele değil. Akil Adam Orhan Gencebay Samsun’a gelemedi ama Atatürk’ün devrimcileri burada. Atatürk’te birleşmemiz gerekiyor” dedi.

“NEDEN ANADOLU’YU GEZİYORUM?”

Anadolu’yu gezme kararını nasıl verdiğini ilginç bir anı ile anlatan Yalçın, “27 Aralık 2012’de tahliye oldum. Her çarşamba gidip karakola imza atıyorum. Bir imza günü kitap imzası yapalım dedik. Çünkü Türkiye’nin yazarı ülkesinden kaçmaz. Ülkesinin toprağına bayrağına bağlıdır. Biz imzamızı kitaplarımıza atarız diye Silivri davasından yargılanan bir gazeteci geldi. Kulağıma hızla “Soner fazla konuşma, ortalıkta gözükme” dedi. Çok şaşırdım. Konuşmayacağız, yazmayacağız, ortalarda gözükmeyeceğiz. O zaman yenilmişiz demektir.

Fakat bu söz beni öyle etkiledi ki, “Demek ki çıkıp Anadolu’yu dolaşmam gerekiyor. Korku insanı yozlaştırır. Esir alınamadığımı göstermek için Anadolu’yu dolaşıyorum. Bir şeyi daha belirtmek istiyorum. Burada sadece Soner Yalçın konuşmuyor. Mustafa Balbay konuşuyor, Tuncay Özkan konuşuyor, Doğu Perinçek Fatih Hilmioğlu Hoca, Mehmet Haberal konuşuyor.”

“BENİ TELEVİZYONA ÇIKARMAYAN CEZAEVİNE ATAN GÜÇTÜR”

Cezaevi süreci öncesinde kitap yazan, gazeteci, röportaj vermeyen, televizyona çıkmayan yüzü de pek bilinmeyen bir adam olduğunu hatırlatan Yalçın, “Gittiğim yerlerde bana soruyorlar, “Neden televizyona çıkmıyorsunuz?” diye. Eskiden ben çıkmak istemiyordum. Ama şimdi çıkmak istiyorum beni çıkartmıyorlar. Beni neden televizyona çıkartmadıklarını biliyorum. Beni televizyona çıkartmayan güç beni cezaevine atan güçtür. Aralarında hiçbir fark yoktur. Peki biz gazeteciler neden cezaevine atıldık? Çünkü bizim bildiklerimizden korkuyorlar. Bildiklerimizin sizlere ulaşmasından korkuyorlar. Temel mesele bu” diye konuştu.

“İKİ TÜRLÜ GAZETECİ VARDIR”

Türkiye’de iki tür gazeteci olduğunu belirten Yalçın, şunları söyledi: “Bunlardan ilki, kibar davranarak söylüyorum, başarı odaklı gazetecidir. Başarı odaklı gazeteci şudur: Şöhret sahibi olsun, koltuk sahibi olsun, tanınsın bilinsin. Sadece bunu ister. Gazetecilik onun için sadece araçtır. Gazeteciliği sadece kendi çıkarı için kullanır. Bir de gerçek odaklı gazeteciler vardır. Bunlar hakikate aşkla bağlıdırlar. Ne kadar zulüm ederseniz edin, ne kadar kuytu köşelerde öldürürseniz öldürün, gerçeği yazmaktan kendilerini alıkoyamazsınız. Bu ülkede gerçek tehlikelidir. Gerçeği siyasi iktidarlar ve patronlar istemez. Gerçeği sadece halk ister. İşte gazetecilikte yol ayrımı budur. Nasıl bir gazetecilik yapacağınız buna bağlıdır. Mesele gelip kişiliğe, ahlaka dayanıyor. Namusa vicdana dayanıyor.

BİZ KÜRT KARDEŞLERİMİZLE KAVGA ETMEK İSTEMİYORUZ

Açılımdan bahsediyorlar bizleri de barış düşmanı olarak gösteriyorlar. Bizim Kürt kardeşlerimizle neden savaşalım ya da kavga edelim? Bizi yanlış bir yere koyuyorlar. Bazı arkadaşlar da bu oyunlara geliyorlar. Büyük bir oyun oynanıyor. Sizlere bu oyunu anlatacağım. ABD’de yaşayan Richard Mc Laren diye birinden bahsedeceğim.

AMERİKA’DA 4 METREKARELİK HÜCREDE

Teksas’lı Richard Mc Laren arkadaşlarıyla birlikte ‘Teksas Cumhuriyeti’ diye bir örgüt kuruyorlar. İllegal. Teksas’ın bağımsız olmasını istiyor. “Biz” diyor “1836’da bağımsızlığımızı ilan ettik, Amerika gelip kafamıza çöktü bizi kendine sağladı. “Amerikan petrollerinin büyük bir kısmı Teksas’ta, biz kendi kendimize yeteriz. Biz bağımsız olmak istiyoruz” diyor. Daha sonrasında bir takım şiddet eylemlerine başvuruyorlar. Sonra yakalanıyor. “Biz yanlış yaptık. Anlaşabiliriz” diyor, Amerika’ya. Ama öyle olmuyor Amerika 90 yılı veriyor. Hiç anlaşma falan yok. 4 metrekarelik bir hücrede tutuyor.

TEKSAS AÇILIMINI DUYDUNUZ MU?

Şimdi soruyorum, Amerika insan hakları diyorsun, dünyayı ayağa kaldırıyorsun, Öcalan’ın sinekliğine kadar karışıyorsun, Teksaslı Richard Mc Laren’i neden hiç kimse bilmiyor? Bu örnek bile bir şeylerin döndüğünü bizlere gösteriyor. Siz hiç Teksas açılımı diye bir şey duydunuz mu?”

Soner Yalçın konferans sonrası “Samizdat ve Erbakan” kitaplarını imzaladı.

Kaynak: Oda TV

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.