logo

reklam
16 Mayıs 2013

Selçuklu ve Osmanlı mezarları…

EYÜP KÜCÜKSAMSUN YÖRESİNDEKİ TARİHİ MEZAR TAŞLARININ TİPOLOJİSİ İLE İLGİLİ BİR DENEME

Eyüp NEFES

Samsun’daki tarihi mezar taşları çoğunlukla, Çarşamba, Bafra, Alaçam, Vezirköprü ve Lâdik ilçelerinde bulunmaktadır. Söz konusu mezar taşlarının çoğunluğu geç Osmanlı dönemi şahideleri gurubuna dâhildir. Bafra Türbe Köyü, Vezirköprü Göl Beldesi, Kökçüoğlu Mezarlığı ve Samsun Müzesi’nde ise erken dönem mezar taşı örnekleri yer almaktadır.
Samsun’daki mezar taşları form, üslup ve dönem olarak birkaç başlıkta incelenebilir. Fakat bu taşların tamamıyla ilgili bilgi vermek Sempozyumun sınırlı imkânlarıyla zor gözükmektedir. Bunun yerine söz konusu mezar taşlarının tamamıyla ilgili tipoloji denemesi yaparak her mezar tipinin önemli örneklerini sunmak daha aydınlatıcı olacaktır diye düşünüyoruz.

Samsun’da mezar taşı ile ilgili çalışmalar yeni sayılabilir. On yıl öncesine kadar Samsun’da mezar taşlarının az ve önemsiz olduğu söylenebilirdi. Son yıllardaki çalışmalarla yörenin mezar taşları çeşitliliği açısından önemli bir potansiyeli barındırdığı anlaşılmıştır.

Samsun’daki tarihi mezar taşları çoğunlukla, Merkez Kökçüoğlu (Seyyit Kutbittin) Mezarlığı’nda, Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’nde, Çarşamba, Bafra, Alaçam, Vezirköprü ve Lâdik ilçelerinde bulunmaktadır. Söz konusu mezar taşlarının çoğunluğu geç Osmanlı dönemi mezar taşları gurubuna dahildir. Bafra Türbe Köyü, Vezirköprü Göl Beldesi, Kökçüoğlu Mezarlığı ve Samsun Müzesi’nde ise erken dönem mezar taşı örnekleri yer almaktadır. Bu taşların en eski tarihlisi, Merkez Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan h.644/ m.1246 tarihli1 mezar taşıdır ki Orta Karadeniz bölgesinde Anadolu Selçuklu hakimiyetini temsil ve tescil etmesi bakımından bu taş son derece önemlidir2.
Samsun’daki mezar taşlarından yaklaşık 80 tanesi Selçuklu, Beylikler dönemi üslubu özellikleri gösterirken 500 civarındaki mezar taşı Osmanlı üslubu özelliklerini yansıtır.
Biz bu tebliğimizde Samsun yöresindeki mezar taşlarını, üslup birlikteliklerine göre gruplandırarak, her gruba ait önemli ve farklılık arz eden mezar taşı örneklerini, grup alt başlıkları altında sunmaya çalışacağız.

1- Selçuklu Üslubunda Sanduka Tipli Mezar Taşları

Tespit edebildiğimiz kadarıyla, Selçuklu üslubundaki sanduka tipli mezar taşları, Vezirköprü İlçesi Göl Beldesi’nde, Bafra İlçesi Emirzabey Türbesi civarında, Samsun Merkez Kökçüoğlu Mezarlığı’nda ve Samsun Arkeloloji ve Etnoğrafya Müzesi’nde bulunmaktadır. Göl Beldesi’ndeki az sayıda sanduka tipli mezar taşı genel hatlarıyla sağlam durumdadır. Emirzabey Türbesi civarındaki, Kökçüoğlu Mezarlığı’ndaki ve Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’ndeki sandukalar ise kısmen tahrip olmuş vaziyettedir. Bu sandukaların toplam sayısı

* Yrd. Doç. Dr., Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, eyupnefes@hotmail.com.
1 Sözü edilen tarihlerde II. Gıyaseddin Keyhüsrev Anadolu Selçuklularının başında hüküm sürmektedir.
2 Samsun’da az da olsa Anadolu Selçuklu, İlhanlı ve Beylikler döneminden kalma yapılara rastlanmaktadır (bkz. Bayraktar, 2006: ss. 399-425).
2

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

Bulunan sandukaların bazıları kırılarak birkaç parçaya ayrılmış durumdadır. Kırık
parçaların hangi sandukaya ait olabileceği ise tam olarak anlaşılamamaktadır. Ayrıca Göl Kasabası’ndaki
sandukalar hariç diğer sandukaların hiç biri insutu durumda değildir. Şimdi bu sandukalardan tebliğimiz
için seçtiğimiz örnekleri sunalım:

a.1- 344 Envanter Numaralı Hatun’a Ait Mezar Taşı (Nefes, 2009: s. 72-74; 2010: s. 426-427)
Yakın zamanlarda Kökçüoğlu Mezarlığı’nda yapılan çalışmalar sonucunda bulunan mezar taşı, baş ve
ayak ucu şahideleri ile birlikte yekpare iki kademeli sanduka biçimindedir. Kumtaşından mamul sandukanın
dilimli kemerli baş ve ayak taşlarının her iki yüzünde süslemeler yer alır. İkinci kademesi üçgen prizma
şeklinde olan sandukanın bu kısımları tamamen yazıya ayrılmıştır. Sandukanın ölçüsü 156x25x9 cm., baş
ucu şahide ölçüsü 43x21x9 cm., ayak ucu şahide ölçüsü ise 40x19x9 cm. dir (Resim 1, 2).
Baş ucu şahidesinin ön yüzündeki süsleme, dilimli kemerin üst kısmını dolduracak biçimde ortasında
stilize çiçek formu bulunan iri bir rozetle oluşturulmuştur. Bu çiçek formu damla motifi ile kartuşlanmış ve
kalan boşluklar zikzaklarla doldurulmuştur. Rozetin her iki yanına gelecek biçimde ve dilimli kemere uygun
şekilde iki kuş motifi yerleştirilmiştir. Yalnız sağdaki kuş motifi biraz tahrib olmuştur. Kuş motiflerinin
hemen aşağısında ve şahide alınlığının kenarlarında Mühr-i Süleyman dolgulu iri iki rozet yer alır. Şahidenin
cephesinde ise içi kandil motifli mihrap nişi yüzeye hâkimdir. Bu mihrap nişi silmelerle derinlik kazanmıştır.
Mihrabın ortasındaki fitilli kandilin göbek kısmı stilize çiçekle dolguludur. Kandilin baş ve ayak kısmı
silmelerle biraz yumuşatılmıştır. Mihrap nişinin dışındaki şahide kenarlarında kalan boşluklar da yine iki
kandil motifi ile doldurulmuştur. Şahidenin arka yüzeyi ise iç içe geçmiş elips halkalarla dolgulu bir rozetle
tezyin edilmiştir (Çizim 1).

Alt kısmı bir parça kırık olan ayakucu şahidesinin ön yüzüne, yüzeyi kaplayacak biçimde bir kandil
motifi işlenmiştir. Şahidenin arka yüzündeki süsleme, başucu şahidesinin arka yüzeyindeki süslemeyle
simetriktir.

Sandukanın üçgen prizma şeklindeki her iki yüzünde Selçuklu sülüsü ile yazılmış Arapça kitabe biraz
bozulmuştur. Kitabenin okunabilen kısımları şu şekildedir:
هذا القبر المرحوم المغفور السعيدة الشهيدة … خاتون بنت المرحوم … طاب ثراها و جعل الجنة مثواها
… فى اوائل شعبان العظيم لسنة ثمان و ثمانمايه الهجرية …
Hâzâ’l-kabrû’l-merhûm el-mağfûr es-saîde3 eş-şehîde … hâtun binti’l merhûm… tâbe serâhâ ve
ceale’l-cennete mesvâhâ.
fî evâil-i Şa’bâni’l-azîm liseneti semânin ve semânimie el-hicriyye
Türkçesi: “Bu, şehit, mutlu (saadetli) ve (Allah’ın) bağışlanmasına kavuşmuş merhum … kızı … hatun…
kabridir. Allah onun kabrini hoş, mekânını cennet kılsın. … yüce Şaban ayının başlarında sene hicri 808
(1405-1406).

a.2- 1.2.1970 Envanter Numaralı Mezar Taşı (Gün, 2001: 6-8)
Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’nde yer alan mezar taşı, kendinden kaideli iki kademeli
sanduka biçimindedir. Kumtaşından mamul sandukanın şahideleri dilimli kemer formundadır. Şahidelerin
dışa dönük yüzeylerinde süslemeler görülmektedir. Sandukanın prizmal ikinci kademesinin yüzeylerine ise
kitabe işlenmiştir (Resim 3, 4).
Sandukanın baş ve ayak ucu şahidelerinin dış yüzeylerindeki süsleme cepheyi tamamen kaplamaktadır.
Başucu şahidesinin yüzeydeki mukarnaslı mihrap nişinin ortasında kandil motifi bulunmaktadır. Kandilin

3 Bu kelime bu tür eski mezar taşı kitabelerinde oldukça fazla kullanılmaktadır. Kanaatimizce bu kullanım, kelimenin Kur’an’da
geçmesi ve cennet ehlinden bahsetmesiyle yakından alakalıdır. Hud suresi 105. ayette ahiret anlatılmakta ve insanlar şaki
(bahtsız) ve said (mutlu) olarak ikiye ayrılmaktadır. Ayetin meali şöyledir: “(Ahiretin) geleceği günde, O’nun izni olmadan hiç
kimse söz söyleyemez. Artık onlardan kimi (şaki) bahtsız (kimi de) (said) mutludur”. Kur’an, Hud, 11/105. Mezar taşlarındaki bu
ifadeyle ölenin ayette geçen mutlu ve bahtiyar insanlardan olması istenmiş olmalıdır.
3

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

gövdesi çarkı felek şeklindedir. Mihrabiye ile dilimli kemer arasına Mühr-i Süleyman dolgulu bir rozet işlenmiştir. Kalan boşluklara simetrik iki rozet ve su damlacıklarına benzeyen süsleme öğeleri konulmuştur. Ayak ucu şahidesinin dış yüzeyine çarkıfelek gövdeli kandil motifi işlenmiştir.
Sandukanın üçgen prizma şeklindeki her iki yüzünde Selçuklu sülüsü ile yazılmış Arapça kitabe biraz bozulmuştur. Kitabenin okunabilen kısımları şu şekildedir:

هذا روضة … المرحوم المغفور … تغمد الله بغفرانه … على تحريبى قلعة الافرنجية فى سنة اربع و عشرين و ثمانمايه
“Hâzihî ravzatü’ … ’l-merhûm el-mağfûr … teğammedehullâhu bi ğufrânihî … alâ tahrîbi kal’ati’l-efrenciyeti fî seneti erbain ve ışrîn ve semâni mie.”

Türkçesi: “Bu (kabir), merhum ve mağfur… ’nın bahçesidir. Allah onu rahmeti ile kuşatsın. 824 (1421) yılında Frenk kalesinin tahribi sırasında …”

a.3- 335 Envanter Numaralı Hasan’a Ait Mezar Taşı (Nefes, 2010: 426-427)
Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan mezar taşı, baş ve ayakucu şahideleri ile birlikte yekpare iki kademeli sanduka biçimindedir. Mermer malzemeden mamul sandukanın dilimli kemer biçimindeki baş ve ayak taşlarının her iki yüzeyinde süslemeye yer verilmiştir. İkinci kademesi üçgen prizma şeklinde olan sandukanın bu kısımları yazıya ayrılmıştır. Sandukanın ölçüsü 115x30x9 cm., baş ucu şahidesinin ölçüsü 40x13x9 cm., ayak ucu şahidesinin ölçüsü ise 40x11x9 cm.dir (Resim 5, 6).

Sanduka şahidelerinin ön yüzlerinde kandil motifleri görülmektedir. Baş ucu şahidesinin ön yüzündeki yüzeye hâkim görünümlü fitilli kandilin ortasında çarkı felek motifi yer almaktadır. Ayakucu şahidesindeki yüzeyi kaplayan fitilli kandil motifi ise biraz daha kaba bir şekilde yüzeye işlenmiştir.
Sandukanın üçgen prizma şeklindeki her iki yüzünde Selçuklu sülüsü ile yazılmış Arapça kitabe oldukça bozulmuştur. Kitabenin okunabilen kısımları şu şekildedir:
هذا القبر المغفور حسن بن … لسنة خمس و عشرون و ثمانمايه
Hâzâ’l-kabrû’l-mağfûr Hasen bin … liseneti hamsün ve ışrûne ve semânimie
Türkçesi: “Bu kabir rahmetli Hasan’a … sene 825 (1421-1422).

2- Selçuklu Üslubunda Şahide Formlu Mezar Taşları

Samsun’da, Selçuklu üslubundaki şahide formlu mezar taşlarına, Bafra İlçesi Emirzabey Türbesi civarında ve Samsun Merkez Kökçüoğlu Mezarlığı’nda rastlanmaktadır. Emirzabey Türbesi civarında şahidelerin sayıları az olmasına karşın Kökçüoğlu Mezarlığı’nda yaklaşık 30 adet bu türden mezar taşı bulunmaktadır. Burada bir hususu belirtmekte fayda var. Selçuklu üslubu olarak burada sınıflandırdığımız bazı şahidelerin, sanduka formu olarak grupladığımız mezar taşlarının baş ya da ayakucu şahidesi olması ihtimali yüksektir. Bulunan sanduka ve şahidelerin tamamının incelenmesi sonucu bu durum daha iyi anlaşılabilecektir.
Selçuklu üslubundaki şahide formunda olan mezar taşları arasından seçtiğimiz örnekler şunlardır:
a.1- 41 Envanter Numaralı Muhammed’e Ait Mezar Taşı (Nefes, 2010: 431)
Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan kum taşından mamul mezar taşı, dilimli kemerli şahide formundandır. 51x29x10 cm. ölçülerindeki şahidenin yüzeyinde yazı dışında süsleme unsuruna yer verilmemiştir.
4

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

Selçuklu sülüsü ile yazılmış olan kitabe kalın şeritlerle birbirinden ayrılmıştır (Resim 7). Üç satır şeklinde yüzeye
işlenen Arapça kitabe şu şekildedir:
1-Küllü men aleyhâ fân
-١ كل من عليها فان
2-Muhammed bin …
-٢ محمد بن…
3-Sene erbeun ve erbeûn ve sittemie
-٣ سنة اربع و اربعون و ستمايه

Türkçesi: “Yeryüzünde bulunan her şey yok olacaktır. … oğlu Muhammed. Sene 644 (1246-1247).”
a.2- 47 Envanter Numaralı Hoca Muhammed’e Ait Mezar Taşı (Nefes, 2010: 432)
Kökçüoğlu Mezarlığı’nda yer alan ve mermer malzemeden mamul mezar taşı, dilimli kemerli şahide formundadır. 79x39x10 cm. ölçülerindeki şahidenin ön yüzeyinde yazı ve süsleme görünürken arka yüzeyi bütünüyle süslemeye ayrılmıştır. Kitabesinden şahidenin başucu şahidesi olduğu anlaşılmaktadır (Resim 8).
Şahidenin ön yüzündeki selçuklu sülüsü ile yazılmış üç satırlık kitabe, kalın şeritlerle birbirinden ayrılmıştır. Yazının üst kısmı, dilimli kemerin alınlığını dolduracak biçimde süslemeye ayrılmıştır. Tepede içi yıldız geçmelerle dolgulu iri bir rozet yer almaktadır. Bu rozetin her iki yanındaki, dilimli kemerin biçimine uygun şekilde biraz aşağıya işlenmiş, simetrik iki çarkı felek motifi süslemeyi tamamlamaktadır. Şahidenin diğer yüzeyi tamamen süslemeye ayrılmıştır. Cepheye, içi fitilli kandille dolgulu mihrap nişi hâkimdir. Silmelerle yumuşatılan mihrap nişinin tepesinde içi kavisli yıldız geçmelerle dolgulu iri bir rozet görülmektedir. Rozetin her iki yanındaki biraz daha küçük simetrik rozetler mihrap nişi ile şahide kenarları arasındaki boşlukları doldurmaktadır. Söz konusu rozetler, yukarıdan aşağıya sırasıyla, içi kavisli yıldız geçmelerle dolgulu rozet, içi Mühr-i Süleyman dolgulu rozet ve yonca biçimli bir rozetle son bulmaktadır. Yonca biçimli rozetin altında ve rozetlerle şahide kenarları arasında ayrıca damla motifleri yer almaktadır.

Şahidenin ön yüzündeki Selçuklu sülüsü ile yazılmış Arapça kitabe şu şekildedir:

Türkçesi: “Bu, rahmetli hacı … oğlu Muhammed’in kabridir.”

a.4- 312 Envanter Numaralı Hacı Ali’ye Ait Mezar Taşı (Nefes, 2010: 433)
Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan ve mermer malzemeden mamul mezar taşı, sivri kemerli şahide formundadır. Ön yüzeyinde yazı ve süsleme görülen 97x40x10 cm. ölçülerindeki şahidenin arka yüzeyinde nesnel süsleme yer almaktadır (Resim 9).
Şahidenin ön yüzeyindeki cepheye hakim biçimde işlenmiş yazıdan dolayı bu taşın baş ucu şahidesi olduğunu tahmin ediyoruz. Kalın şeritlerle birbirinden ayrılmış üç satırlık yazının üzerinde, altı kollu çiçek formu dolgulu bir rozet görülmektedir. Şahidenin kaide kısmında ise eski olduğunu düşündüğümüz ve tanımlayamadığımız bir yazı fark edilmektedir. Muhtemelen daha önce bir kitabe olarak kullanılan malzemenin üst kısmı silinerek mezar taşı olarak kullanılmış olmalıdır. Şahidenin arka cephesindeki süsleme ise bir çengelle tutturulmuş fitilli kandil motifi ile oluşturulmuştur.

1-Hâzâ’l-kabrû’l-mağfûr
-١ هذا القبر المغفور
2-Hoca Muhammed bin merhûm
٢- خواجه محمد بن مرحوم
3-el-Hâc …
٣- الحاج …
5
SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Şahidenin ön yüzündeki Arapça kitabe şu şekildedir:
1-Hâzâ’l-kabrû’l-merhûm el-mağfûr
١- هذا القبر المرحوم المغفور
2-Hâcî Alî …
٢- حاجى على …
3-Tâbe serâhu ve ceale’l-cennete mesvân
٣- طاب ثراه و جعل الجنة مثوا

Türkçesi: “Bu, kabir merhum ve mağfur Hacı Ali…. Allah onun kabrini hoş, mekânını cennet kılsın”.
a.5- 118 Envanter Numaralı Mahmud bin Ali’ye Ait Mezar Taşı (Nefes, 2009: 70-71; 2010: 428)
Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan ve kum taşından mamul şahidenin üst kısmı sivri kemerli biçimindedir. 56x26x8 cm. ölçüsündeki şahidenin her iki yüzünde yazı bulunmaktadır. Selçuklu sülüsü ile yazılmış olan bu yazılar alınlıktan itibaren gövdeyi kaplamış durumdadır (Resim 10).
Süsleme, şahidenin ön yüzünün kaide kısmında yer almaktadır. Buradaki süsleme, iki el çaprazlama bağlanmış biçimde yüzeye işlenmiştir. Bu iki el, dirsek altından ve sol el üstte, sağ el altta olacak şekilde ve eller açık vaziyettedir. Üstteki sol el nispeten sağlam durumdadır fakat alttaki sağ elin başparmak hariç parmak uçları kırıktır (Çizim 2).

Kitabesinden baş ucu şahidesi olduğu anlaşılan şahidenin el formu olan ön yüzündeki beş satırlık yazı, şeritlerle birbirinden ayrılmıştır. Arapça olan bu kitabe şu şekildedir.
1-Küllü men aleyhâ fân4
١- كل من عليها فان
2-Ravzatü’l-merhûm
٢- روضت المرحوم
3-el-Mağfûr Mahmûd bin Ali
٣- المغفور محمود بن علي
4-Tâbe serâhû fî târîh sene
٤- طاب ثراه في تاريخ سنة
Türkçesi: “Yeryüzünde bulunan her şey yok olacaktır. (Bu kabir) Ali oğlu Mahmud’un bahçesidir. (Allah) kabrini hoş kılsın, tarih”

Şahidenin arka yüzündeki beş satırlık kitabe oldukça bozuk olduğundan okunamamıştır.
a.6- 321 Envanter Numaralı Hacı Hüseyin bin Murad’a Ait Mezar Taşı (Nefes, 2009: 71-72; 2010: 428-429)
Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan mezar taşı, dilimli kemerli şahide biçimindedir. Mermer malzemeden mamul şahidenin ölçüsü 88x38x9 cm.dir. Tepe kısmı bir parça kırık olan şahidenin ön yüzü kitabeye tahsis edilmiş arka yüzü ise süslemeye ayrılmıştır (Resim 11).

Şahidenin ön yüzündeki selçuklu sülüsü ile yazılmış dört satırlık kitabe, kalın şeritlerle birbirinden ayrılarak şahide alınlığından itibaren yüzeye işlenmiştir. Şahidenin arka yüzünü kaplayan süslemeler yüzeyde boşluk hissi uyandırmayacak şekilde yerini almıştır. Tepede 6 kollu çarkıfelek ile başlayan bu süsleme kompozisyonu, dilimli kemerin her iki yanında stilize iki aslan motifi ile devam etmektedir. Yalnız aslanlardan soldakinin ayaklarından biri biraz tahrip olmuş vaziyettedir. Şahidenin orta kısmında, ortasında Mühr-i Süleyman dolgulu iri bir rozet yer alır. Bu rozetin alt kısmında şahidenin kenarlarına gelecek biçimde iki kandil motifi ile süsleme tamamlanmıştır. Kitabesinden bu taşın başucu şahidesi olduğu anlaşılmaktadır (Çizim 3).
4 Kitabenin bu kısmı Rahman suresi 26.ayetten oluşturulmuştur.
6
SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

Şahidenin ön yüzündeki Selçuklu sülüsü ile yazılmış Arapça kitabe şu şekildedir:
1-Allah
١- الله
2-Hâza’l-kabru’l-merhûm
٢- هذا القبر المرحوم
3-el-Hâc Hüseyin
٣- الحاج حسين
4-bin Murâd tâbe serâhu
٤- بن مراد طاب ثراه
Türkçesi: “Allah. Bu, merhum Murat oğlu Hacı Hüseyi’in kabridir. (Allah) kabrini hoş kılsın”.

3- Osmanlı Üslubundaki Mezar Taşları

Samsun’daki mezar taşlarının büyük kısmı Osmanlı döneminden kalmadır. Samsun Merkez ve hemen her ilçede bu döneme ait mezar taşı örnekleri görülebilir. Fakat yoğunluk Samsun Merkez, Çarşamba ve Bafra ilçelerindedir.
Samsun’da Osmanlı üslubu gösteren mezar taşları çoğunlukla Kökçüoğlu Mezarlığı’ndadır. Mezarlıktaki Seyyid Kutbiddin Camii çevresinde bulunan yaklaşık 30 mezar taşı nispeten sağlam durumdadır. Yakın zamanlardaki onarım çalışmaları sırasında bulunan ve insutu olmayan 200 civarındaki mezar taşının ise çoğu kırıktır.
Asri Mezarlık’taki az sayıdaki mezar taşı, Kökçüoğlu Mezarlığı’ndan buraya nakledilmiştir. Bu gruba ait bir şahide ise Karşıyaka Mezarlığı’ndadır. Ayrıca Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’nde, farklı yerlerden derlenen, bu gruba ait bir kaç mezar taşı bulunmaktadır.

Çarşamba’daki mezar taşları çoğunlukla Gökçeli Mezarlığı’ndadır. Buradaki yaklaşık 70 civarındaki mezar taşı, geç Osmanlı dönemine aittir. Rıdvan Paşa Camii haziresinde yaklaşık 50 mezar taşı bulunmaktadır. Bundan başka Çarşamba’da Sarıcalı Mezarlığı’nda 6, Zeyfeli Mezarlığında 4, Değirmenbaşı Camii haziresinde 4 ve Kurdahmetli Köyü Mezarlığı’nda 13 adet Osmanlı dönemine ait mezar taşı vardır.
Osmanlı üslubu gösteren Bafra’daki mezar taşları, Bafra Ulu Camii Haziresi’nde toplanmıştır. Yaklaşık 15 mezarın yer aldığı hazirenin çevresi bir duvar ile çevrilerek giriş kapısı kilitlenmiş ve mezar taşları korumaya alınmıştır. Bu nedenle Samsun’daki diğer taşlara oranla buradaki mezar taşları daha sağlam durumdadır.
Tekkeköy ve Alaçam şehir mezarlıklarındaki az sayıdaki mezar taşı, bu grubun mütevazi örneklerini oluşturmaktadır.
Vezirköprü ilçesindeki mezar taşları çoğunlukla Karlık ve Yeni Mahalle Mezarlığı’nda bulunmaktadır. Osmanlı dönemine ait olan bu mezar taşlarının sayısı 50 civarındadır.
Ladik ilçesindeki mezar taşları Seyyid Ahmed-i Kebir Türbesi civarında toplanmıştır. Sayıları 30’u bulan bu mezar taşları Osmanlı döneminin son yıllarına ait şahideler olarak karşımıza çıkar.

Samsun’daki Osmanlı dönemi mezar taşları arasından tebliğimiz için seçtiklerimiz şunlardır:

a.1- Vezir Battal es-Seyyit el-Hac Hüseyin Paşa’ya Ait Mezar (Nefes, 2002: 30-32)
Bafra Büyük Camii haziresi’nde bulunan Vezir Hüseyin Paşa’ya ait mezar, şahideli üstü açık lahit formundadır. Baş ucu şahidesinin ölçüsü 220x40x17 cm., ayak ucu şahidesinin ölçüsü 220x30x20 cm., lahdin ölçüsü ise 225x74x67 cm. şeklindedir. Başlık kısmını, kallavi tipli bir kavuğun oluşturduğu baş ucu şahidesinin dış yüzeyindeki alınlık ve kaide kısmında, bitkisel karakterli ve nesnel süsleme görülür. Şahidenin, kaideye birleştiği kısımda olması gereken kenarlıkları kırıktır. İç yüzeyi oval olan ayak ucu şahidesinin dış yüzeyinde ve kaide kısmında yine bitkisel ve nesnel süsleme görülür. Şahidenin kaideye birleştiği kısmındaki kenarlıklardan doğudaki kırıktır. Lahdin kuzeydeki ve güneydeki cephelerinde simetrik,
7

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

nesnel ve bitkisel karakterli süslemeler yer alır. Lahit, kendi ölçülerinden yaklaşık 20 cm. dışa taşan dikdörtgen bir platforma yerleştirilmiştir (Resim 12).
Baş ucu şahidesinde, boyun kısmına doğru yönelmiş stilize bir yaprak işlenmiştir. Bu yaprağın alt kısmından başlayan ve şahide kenarlarına kıvrılan stilize yaprak parçacıkları, kitabenin üst kısmındaki süslemeyi tamamlamaktadır. Başucu şahidesinde asıl süsleme şahidenin kaidesinde görülür. Kaidenin üst kısmında yer alan ve bir dizi halinde sıralanan stilize çiçekler, ince silmelerle konturlanmıştır. Dizi halindeki bu çiçekler lahit kenarlarını boydan boya dolanmaktadır. Kaidenin kenarları, silmeli ve boğumlu iki sütunceyle sınırlandırılmıştır. Bu sütunceler altta silmeli ve yivli ortada katlı silmeli, üstte stilize çiçekli ve tepede, kaidenin üst kısmında görülen süslemenin devamı olacak şekilde dizayn edilmiştir. Şahide yüzeyine ise, ortasında ve uçlarında stilize yaprakların görüldüğü büyük bir rozet işlenmiştir. Üst kısmında, kat kat ve boğumlu bir tepeliğin yer aldığı ayakucu şahidesinin dış yüzeyinde, alt ve üstte kartuşlanan stilize çiçek ve yaprak motifleri görülür. Şahidenin kaide kısmındaki süsleme, baş ucu şahidesinin kaide kısmındaki süslemeyle simetriktir. Lahit yüzeylerini, kaidelerdeki sütuncelere simetrik 4 sütunce, eşit üç parçaya bölmüştür. Bu bölümlerdeki natürmort karakterli süslemeler, ortasında tabak içinde meyvelerin yer aldığı rozetler şeklindedir. Sağ ve soldaki kâse içinde üzüm, ortadaki kâse içinde ise armut meyvesi görülür. Rozetlerin tepesi, sütuncelerin üst kısmında olduğu gibi yüzeyde hafif taşkın durmaktadır. Lahit yüzeylerindeki süslemeler simetrik olup barok karakter göstermektedir. Şahide kaideleri ve lahit yüzeyleri ayrıca demir rabıtalarla birbirine bağlanmıştır.

Baş ucu şahidesindeki sülüs hatlı Osmanlıca kitabe şu şekildedir:

1-Hüve’l-hallâku’l-bâkî
١- هو الخلاق الباقى
2-Sâbıkan Emîr el-Hâc ve serasker Mısır Kahire
٢-سابقا امير الحاج و سر عسكر مصر قاهرة
3-Ve Vali-i Trabzon olup hala Erzurum
٣-و والئ طربزون اولوب حالا ارضروم
4-Valisi ve Canik Sancağı Muhassılı
٤-والسى و جانيك سنجاغى محصلى
5-Îken biemri’llâhi teâlâ Îrtîhâl
٥-ايكن بامر الله تعالى ارتحال
6-Dâr-ı bekâ îden merhûm ve mağfûr
٦-دار بقا ايدن مرحوم و مغفور
7-el- Muhtâç ilâ rahmet-i Rabbihi’l-ğafûr
٧- المحتاج الى رحمة ربه الغفور
8-Cennetmekân firdevs âşıyân Vezîr
٨- جنتمكان فردوس اشيان
9-Battal es-Seyyîd el-Hâc Hüseyin Paşa
٩-بطل السيد الحاج حسين باشا
10-Hazretlerinin rûhiçün rızâen
١۰ -حضرتلرينك روحيچون رضأ
11-Li’llahi teâle’l-fâtiha şın sene 1215
١١ – لله تعالى الفاتحة ش سنة ١٦١٥

a.1- Hazinedarzâde Süleyman Paşa’ya5 Ait Mezar (Gün, 2008: 130, 131)
Rıdvan Paşa Camii haziresinde bulunan mezar, hazîrenin batısında, demir parmaklıklarla çevrilidir. Şahideli, üstü açık lahit formunda olan mezarın ölçüleri 227x71x74 cm. şeklindedir. Prizmatik gövdeli ve kallavi kavuklu başucu şahidesinin ölçüsü 263x76x25 cm. dir. Şahidenin yüzeyinde yazı dışında süslemeye yer verilmemiştir. Tepelikli prizmal şahide formlu ayakucu şahidesinin ölçüleri 239x76x25 cm. dir. Şahidenin ön yüzeyinde bitkisel süslemeye yer verilmiştir (Resim 13, 14).

Ayakucu şahidesinin ön yüzeyi, kıvrımdallar ve akant yapraklarının oluşturduğu süslemeyle tezyinatlıdır. Başlık formu ise yivli saçaklı biçimdedir.

Şahidelerin kaideleri ve lahtin yan yüzeyleri bütünüyle süslemeye ayrılmıştır. Cepheler küçük sağır sütuncelerle on altı eşit aralığa bölünmüş ve süslemeler simetrik olarak yüzeye işlenmiştir. Bu süslemelerde akant yaprakları iki sıra halinde zemini oluşturmaktadır. Alttan yukarıya kıvrımlanarak çıkan dalların uçlarına gül motifleri kondurulmuştur. Ön planda ise, sütunceler üzerinden aşağıya sarkan uçları
5 Hazinedarzâde Süleyman Paşa, 1812-1818 yılları arasında Trabzon Valiliği görevinde bulunmuştur (Süreyya, 1996: 1548-1549).
8

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

gülbezeklerle sabitlenmiş, ortalarında yine birer gülbezeğin yer aldığı yarım daire formlu girlandlar silsilesi lahit cephelerini dolanmaktadır.
Baş ucu şahidesi üzerindeki celi sülüs hatlı Osmanlıca kitabe şu şekildedir.

1- Hüve’l-hallâku’l-bâkî
١- هو الخلاق الباقى
2- Göçüp tevhîd ile dâr-ı fenâdan
٢- كوجوب توحيد ايله دار فنادن
3- Gidüp arş tahtına rûhî revânı
٣- كيدوب عرش تحتنه روحي روانى
4- Hüdâ yâ izz ü şânın hurmetîçün
٤- خدا يا عزو شانك حرمتيچون
5- Cinânda Kevser’e kandırasın ânı
٥- جنانده كوثره قاندره سن انى
6- İdüp dâr-ı fenâdan azm-i rihlet
٦- ايدوب دار فنادن عزم رحلت
7- Mekânın eyle firdevs-i a‘lâyı
٧- مكانن ايله فردوس اعلائى
8- Oku ihlâs ile bir fâtiha gel
٨- اوقو اخلاص ايله بر فاتحه كل
9- Ecel bir kimseye virmez emânı
٩- اجل بر كمسيه ويرمز اماني
10- Merhûm ve mağfûr Hazînedârzâde
١۰ – مرحوم و مغفور خزينه دار زاده
11- Es-Seyyid Süleymân Paşa efendimizin
١١ – السيد سليمان پاشا افنديمزك
12- Rûhîçün el-fâtiha
١٢ – روحيچون الفاتحه
13- Fî sene 1233 cim 21
١٣ – فى سنه ١٢٣٣ ج ٢١

a.2- 260 Envanter Numaralı Ali Bey’e Ait Mezar Taşı (Nefes, 2010: 434)
Şahide, Kökçüoğlu Mezarlığı’nda yürütülen çalışmalar sonucunda bulunmuştur. mermer malzemeden mamul mezar taşı, lale biçimli gövdeye sahiptir. Üst kısmı kırık olan şahidenin yüzeyinde yazı dışında süsleme unsuruna yer verilmemiştir (Resim 15).

Eğik şeritlerle birbirinden ayrılmış olan mail celi ta’lik hatlı Osmanlıca kitabe şu şekildedir.
1-Hazret-i Şâh …
١- حضرت شاه …
2-Haşr îde dâru’n-na’ım îçre ânı
٢- حشر ايده دار النعيم ا يچر ه اگه
3-Şâfi’ olâ Cenâb-ı Haydar
٣- شا فعى اوله جنا ب حيدر
4-Sadr-ı firdevsîn çây u penâh
٤- صدر فر دو سى اين جاى و پنآ ه
5-Geldi üçler dedi bu târihinî
٥- كلدى او چلر ديدى بو تارخينى
6-İrtihâl îtdî Ali Bey sadâh
٦- ارتحال ا يتدى على بك صداه
7-Sene 1300
٧- سنة ١٣۰۰

a.3- Sultan Hamid’in6 Kayınpederi Osman Bey’e Ait Mezar Taşı (Gün, 2006: 120, 121)
Rıdvan Paşa Camii haziresinde bulunan mezar, merdivenin doğusunda camiye yakın bir yerdedir. Şahideli lahit formundaki mezarın betonarme olan lahdi sonradan yapılmıştır. Silindirik formlu başucu şahidesi 163×28 cm. ölçülerinde olup yerde kırık vaziyette bulunmaktadır. 38×94 cm. ölçülerindeki silindirik ayakucu şahidesi yine kırıktır. Şahide kaidelerinde bitkisel süslemelere yer verilmiştir (Resim 16).

Şahidelerin kaide kısmındaki akant yaprakları alttan başlayarak biraz üstte dışa kıvrımlaranarak son bulmaktadır. Ayrıca başucu şahidesinde, kitabe başlangıcında simetrik iki hilal tasviri görülmektedir.
6 Kitabedeki 1301/1883 tarihi bunun Sultan II. Abdülhamit olabileceğini göstermektedir.
9

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

Baş ucu şahidesindeki celi ta’lik hatlı Osmanlıca kitabe şu şekildedir:
1- Hüve’l-Hallâku’l-Bâkî
-١ هو الخلاق الباقى
2- Zikr-i Hak’la üns ve ülfet eyle dâim ey gönül
٢- ذكر حقله انس و الفت ايله دائم اى كوكل
3- Eyle tahsîl-i ‘ıbâdet aç gözün hâbdan uyân
٣- ايله تحصيل عبادت آچ كوزين خوابدن اويان
4- İşte bu heym-i Osmân Bey ‘âşık-ı sâdık eyle
٤- ايشته بو هيم عثمان بک عاشق صادق ايله
5- Ehl-i dil lütfu kesîrdi zümre-i hem ‘ârifân
٥- اهل دل لطف كثيردى زمره ٴ هم عارفان
6- Hazret-i Sultân Hamîd’e kâim peder olmuş iken bu
âl-i cenâb
٦- حضرت سلطان حميده قائم پدر اولمش ايكن
بوعالى جناب
7- Ba‘dehû o sâyede geçdi hâl-i hoş zemân
٧- بعده او صايه ده كچدى حالى خوش زمان
8- İrci‘î emr-i hitâbı câna irdükde bile
٨- ارجعى امرى خطابى جانه ايردكده بيله
9- Sâli doksan altıda kıldı râh-ı Hak’da terk-i cân
٩- سال طقسان التى ده قيلدى راه حقده ترك جان
10-Gitdi rahmetle müyesserdir bâ lutf
Kird-gâr
١۰ – كتدى رحمتله ميثردر بالطف كردكار
11-Eylesun ensâbını me’cûr hem mevlâ hemân
١١ – ايلسون انسابنى مأجور هم مولا همان
12-Kurenâ-yı hazret-i şehriyârîden se‘âdetlü
١٢ – قرناى حضرت شهرياريدن سعادتلو
13-Hüseyin Beyefendî Hazretleri’nin pederî mârazzikr
١٣ – حسين بك افندى حضرتلرينك بدرى مار الذكر
14-Osmân Bey’in Rûhîçün fâtiha
١٤ – عثمان بكك روحيچون فاتحه
15-Sene 1301.
١٥ – سنه ١٣۰١

a.4-Ahmed Fehmi Paşa’ya Ait Mezar (Nefes, 2002: 113, 114: 2009: 56, 87)
Kökçüoğlu Mezarlığı içinde bulunan Ahmed Fehmi Paşa’ya ait kabir, şahideli pehleli mezar formundadır. Silindirik biçimli baş ucu şahidesinin ölçüsü 27×145 cm., ayak ucu şahidesinin ölçüsü ise 25×135 cm.dir. Baş ucu şahidesinin dış yüzeyindeki kitabenin üst ve alt kısımlarında süslemeye yer verilmiştir. Ayak ucu şahidesinin iç yüzeyinde ise nesnel ve bitkisel süsleme motifleri göze çarpar. Kenarları silmelerle yumuşatılan pehle, şahidelere dayanak vazifesi görmektedir (Resim 17).

Baş ucu şahidesinde bulunan kitabenin üstünde, Hamîdiye kalıplı bir fes rölyefi dikkat çekicidir. Bu rölyefin altında bulunan yaprak dalından oluşturulmuş üç ayaklı bir çengel, fes ile kitabe arasında dayanak vazifesi görüyor gibidir. Fesin alt uçlarına kondurulan defne dalları, yukarı kıvrılarak, rölyefin tepe kısmında birleşmektedir. Kitabenin başlangıcı, benzer biçimde, her iki yandan ince defne dallarıyla çevrilmiştir. Şahidenin kaidesinde ise, dışa dönük sekiz sıra akant yaprağı dizisi görülmektedir. Başucu şahidesinin kaidesine işlenen bu form, simetrik olarak ayakucu şahidesinde tekrarlanmaktadır. Şahidenin iç yüzeyinde, alınlıktan aşağı, hafif kuzeye, çapraz bir biçimde duran bir kılıç rölyefi görülüyor. Kılıç kabzasının alt kısmında, iki yana uzanan defne dalları yer almaktadır. Büyük ölçüde toprağa gömülü dikdörtgen bir platforma yerleştirilen pehle, iki kademelidir. Alt kademenin kenarları silmelerle konturluyken üst kademenin kenarları boğumludur. Şahidelere dayanak vazifesi gören bu kısmın ortasına, çiçek dikmeye elverişli bir boşluk bırakılmıştır.
10

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Baş ucu şahidesindeki celi sülüs hatlı Osmanlıca kitabe şu şekildedir:
1- Hüve’l-hayyü’l-bâkî
١- هو الحي الباقى
2- Yarım asrı mütecâviz
٢- يارم عصر متجاوز
3- Bir müddet şân-ü şeref
٣- بر مدت شان و شرف
4- Milleti a’lâ ederek cümlenin
٤- ملتى علا ايدرك جملنك
5- Hüsn-i teveccühüne mazhar olan
٥- حسن توجهنه مظهر اولان
6- Samsun redîf livâ
٦- صامسون رديف لوا
7- Kumandanı Ahmed Fehmi
٧- قوماندانى احمد فهمى
8- Paşanın rûhuna fâtiha
٨- باشانك روحنه فاتحه
9- Sene 1326 sene 1324
٩- سنه ١٣٢٦ سنه ١٣٢٤
10- Fi 25 Cemâziye’l-evvel ve fi 27 Mayıs yevm-i Salı
١۰ – فى ٦٥ جماذىالاول و فى ٢٧
مايس يوم صالى

a.4- 36 Envanter Numaralı Hacı Mustafa’ya Ait Mezar Taşı (Nefes, 2009: 70-71; 2010: 435)
Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan ve Ünye taşın7dan mamul mezar taşı, başlıklı prizmal şahide formundadır. Yalnız şahidenin kırık olan başlığı bulunamamıştır. 91x31x14 cm. ölçülerindeki şahidenin ön yüzeyinde nesneli süsleme formu dikkat çekmektedir. Arka yüzeyindeki nesnel formun dışında yedi satır yazı kazılmasına rağmen bu yazılar okunamamaktadır. Yine de ölen kişiye ait olduğunu düşündüğümüz Hacı Mustafa şeklinde bir ifade fark edilebilmektedir.
Şahidenin ön yüzeyindeki süslemeler, av tüfeği, fişekler, fişeklik ve el bombası şeklinde düzenlenmiştir (Resim 18). Süslemelerden başucu şahidesi olduğunu düşündüğümüz mezar taşı bize ölen kişinin avcı olabileceğini düşündürmektedir. Plastik açıdan oldukça başarılı olan bu nesneler yüzeyi kaplamaktadır. Şahidenin arka yüzeyindeki süsleme ise boyunlukta asılı bir muska şeklinde düzenlenmiştir.

a.5- Gülcüzâde Hâcı Seyyid Efendi’ye Ait Mezar Taşı

Vezirköprü Yeni Mahalle Kabristanlığı’nda bulunan mezarda yalnızca mermerden başucu şahidesi bulunmaktadır. 123x40x29 cm. ölçülerindeki şahidenin gövde kenarları “s” kıvrımlı, kaide kısmı prizmatik formda olup fesli sarıklı kavuk türünde başlığa sahiptir. Gövdesinin ön yüzü kitabe ile kaplanmış şahidede süslemeye yer verilmemiştir (Resim 19).

Tarih ibaresinin bulunduğu satırı kazılarak silinmiş celî sülüs hatlı Osmanlıca kitabe şu şekildedir:
1- Hüve’l-Hallâku’l-Bâkî
١- هو الخلاق الباقي
2-Halîfe-i Nakşibendî Hem hâdim-i Rasûlillâh
٢- خليفهء نقشبندى هم خادم رسول الله
3- Aceb lutfu küreması sehâsı fi sebîlillâh
٣- عجب لطفى كرماسى سخاسى فى سبيل الله
4- Gülcüzâde Hâcı Seyyid Efendi bekâ mülküne tuttu râh
٤-كولجى زاده حاجى سيد افندى بقا ملكينه طوتدى
راه
5- Açıktı bâb-ı inâmı her matlabı rızaen lillâh
٥- اچقدى باب انعامى هر مطلب رضاء لله
6- Rûhuna vir fâtiha Hüdâ eyler ânı âgâh
٦- روحنه وير فاتحه خدا ايلر انى اكاه
7- …
…-٧

Değerlendirme

Samsun’daki mezar taşlarıyla ilgili değerlendirmeye geçmeden önce Anadolu’daki mezar taşları ile genel bir bilginin, konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

7 Ünye’den çıkartılan ve kolay işlenebilirliği sayesinde halen kullanılmakta olan sarı renkli bir taş. Mukavemeti mermere göre biraz zayıf olduğundan Ünye Taşı mamulü şahideler çoğunlukla kırıktır.
11

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

Osmanlının başkenti İstanbul’da oldukça çok sayıda ve zengin çeşitlilikte mezar taşı bulunmaktadır. Osmanlı üslubundaki en güzel mezar taşı örnekleri buradadır. Orta Anadolu’da mezar taşlarının en yoğun bulunduğu merkez Konya’dır. Buradaki ilk örnekler kademeli sandukalar ve sivri kemerli şahideli mezarlardır. Bu yöredeki bir diğer önemli merkez Akşehir’dir. Akşehir’de şahideli ve figürlü mezar taşları bulunmaktadır. Ermenek’te bulunan mezar taşları ise İnsan şekline benzemektedir. 14.yüzyıldan itibaren Ankara’da görülen mezar taşları nispeten daha sade, sanduka ve şahideli mezarlardır. Yine Afyon’da sanduka tipli mezar taşları, şahideli mezar taşlarına oranla daha çoktur. Amasya, Tokat, Sivas ve Sinop’taki örnekler sanduka ve şahideli mezarlardır. Mukarnaslı mihrap şeklindeki biçim ve ince işlenişleri ile diğer şahideli örneklerden ayrılırlar. Bu yörede figürlü mezar taşlarına da rastlanmaktadır. Kayseri’deki mezar taşları daha çok lahit biçimindedir. 18.yüzyıl ve daha sonrasına ait olan bu taşlar genellikle varlıklı insanlara aittir. Osmanlının Bursa mezar taşları, yeni bir anlayışın gelişmesine neden olmuştur. Orta Anadolu’daki örneklere nazaran baş ve ayak taşları daha büyüktür. Manisa, Aydın, İzmir gibi yörelerde pek çok sanduka ve şahideli mezar taşı bulunmaktadır. Bu yörede ayrıca Cami tasvirli mezar taşları da görülür. Doğu Anadolu mezar taşları, genellikle dikdörtgen prizmatik lahit görünümünde olmasına rağmen pek çok mahalli etkilerle yapılmış örneklere de rastlanır. Tatvan, Halep, Van Gölü civarı ve Erciş önemli mezarlıklara sahiptir. Bu yöredeki en ilginç mezar taşı örnekleri koç, koyun ve at şeklinde olanlardır. Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Kars ve Van müzelerinde bu şekilde pek çok mezar taşı örneği bulunmaktadır. Bu yöredeki en önemli mezar anıtları ise hiç şüphesiz Ahlât mezar taşlarıdır (Yetkin, 1969: 149; Karamağaralı, 1992: 2 vd; 1993: 4, 5; Tunçel, 1989; Karaçağ, 1994; Aydoğdu, 1997; Bayrak, 1998; Özkarcı, 2001).

Samsun’daki erken döneme ait mezar taşları işleniş, form, yazı ve süsleme özellikleri itibarıyla Amasya, Tokat, Sivas ve Sinop mezar taşlarının yakın benzerleridir (Karamağaralı, 1970: 75; Aydoğdu, 1997; Özkarcı, 2001).
Samsun ve ilçelerinde bulunan tarihi mezar taşları, genel olarak dönemlerinin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Figürlü olan mezar taşlarına Anadolu’da çok az rastlanması nedeniyle Samsun’da tespit edilen figürlü mezar taşlarının ayrı bir önemi bulunmaktadır.
İncelemiş olduğumuz mezar taşlarındaki süslemeleri şu şekilde sınıflandırabiliriz8:

1- Kuş Motifi

344 envanter numaralı sandukanın baş ucu şahidesinin ön yüzünde iki kuş motifi yer almaktadır. Bu kuşların cinsleri pek anlaşılmamasına rağmen güvercin ya da sülün olabilir. Güvercin, Anadolu’da sevilen, yetiştiriciliği yapılan ve saygı gören bir kuştur. Ayrıca güvercinin Bektaşilikle ilgisinin olabileceği belirtilir (Karamağaralı, 1970: 92). Bu kuşun sülün olması da muhtemeldir. Zira Samsun sülünün anavatanı olarak bilinmektedir9.
Mezar taşlarında kuş motifinin yer alması ile ilgili çeşitli iddialar bulunmaktadır. Genel görüşe göre kuş motifi eski Türk inanışlarıyla yakından ilgili olmalıdır. Örneğin Yakutlarda bir kuş cinsi olan kartal Gök Tanrının sembolüdür. Başkırtların’da Turna kuşuna tapındıkları ifade edilmektedir. Şaman kültüründe kartal veya kuş, şamana öbür dünyaya geçişte yardımcı olmaktadır. Ayrıca Yakut ve Tanguzlar’ın, dünyaya gelmeden önce ruhların küçük kuşlar olduğu inancı taşıdıkları belirtilir (Eyice, 1966: 222; Karamağaralı, 1970: 89-91; Öney, 1969: 290-291).
Bütün bunların yanında Müslüman mezar taşlarında kuş motifinin yer almasının özel bir anlam taşıması gerekmektedir. Bu gün pek çok bölgemizde kullanılan “can kuşu” ifadesi ile ruhun kuşa benzetildiği bilinmektedir (Karamağaralı, 1970: 91). Orhon Kitabelerinde ölünün ruhunun kuş gibi öbür âleme uçtuğunun anlatıldığı ifade edilir (Esin, 1970: 166). Anadolu’da ise ölen biri için “kuş gibi aramızdan uçtu gitti” ifadesi sıkça kullanılmaktadır (Öney, 1969: 290; Aksel, 1967: 73-80). Dolayısıyla mezar taşlarında kuş motifinin yer almasıyla ruhun kuş gibi bu fani âlemden baki aleme uçması kastedilmiş olabilir.

8 Sempozyumun zaman açısından sınırlı imkânları nedeniyle, sanat tarihi açısından önemli bulduğumuz süslemeleri değerlendirmeye çalışacağız. Yöredeki mezar taşlarıyla ilgili ayrıntılı bilgi için daha önceki çalışmalarımıza bakılabilir.

9 Bu anlamda Büyükşehir belediyesi tarafından, şehrin hakim iki noktasına, Çatalarmut ve Samsun-Ordu yolu üzerine, iki büyük sülün heykeli dikilmiştir.
12

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Tokat ve Sivas bölgesinde benzer biçimde mezar taşlarının bulunuyor olması bu taşları bu yönüyle aynı grup içinde mütalaa etmemiz gerektiğini açıklar10.

2- Aslan Motifi
321 katalog numarası ile incelediğimiz şahidenin ön yüzünde iki aslan motifi11 birbirine yürüyormuşçasına yüzeye canlı biçimde işlenmiştir.
Aslan, hemen her devirde kuvvet, kudret, güç ve hâkimiyetin sembolü olarak kabul edilen bir hayvandır. Kelimenin Türkçe olması bu hayvanın Türkler arasında eskiden beri tanındığını açıklar. Hem İslamiyet’ten önce hem sonra aslan ismi oldukça rağbet gören bir isim olarak günümüze kadar kullanılmıştır12.
Mezar taşlarında aslan figürünün kullanılması daha çok Tokat ve Sivas yöresinde görülür. Kırşehir mezar taşlarında aslan figürünün bulunmuş olması bu taşları yine bu gruba bağlar (Eyice, 1966: 215; Karamağaralı, 1970: 75). Samsun yöresinde bulduğumuz aslan figürlü taş da bu grup içinde mütalaa edilebilir.
Eski Türklerde aslan veya kaplan gibi güçlü hayvanlar ahiret inanışıyla yakından ilgilidir. Şaman inanışına göre hayat ağacı dünyanın eksenidir. Şaman seyahatlerini bu ağaç vasıtasıyla gerçekleştirir. Hayat ağacını bekçi görevi yürüten aslanlar beklemektedirler. Yakut ve Goldenlere göre ise aslan, şamanın seyahatlerinde ona yardımcı olan iyi ruhlardır ve şamanı kötü ruhlardan korurlar (Öney, 1969: 290).
Aslan figürünün Mezopotamya’dan Roma’ya kadar eski kültürlerde astrolojik bir anlam taşıdığı ifade edilmektedir. Güneş, ay, gezegen yıldızlar on iki burcu temsil eden hayvanlardan biri ile sembolize edilmektedir. Güneş aslan motifi ile ilgili kabul edildiğinden bu iki unsur birlikte ele alınmışlardır13. Yine aslan ve güneş güç ve kudretin iki sembolik temsilcisidir. Canlılar âleminin en güçlüsü aslan ile göksel alemin en fonksiyoneli güneşin birlikte ele alınması kainatın gücünü elinde bulundurmakla da açıklanabilir. İran’ın önemli sembolleri arasında bulunan “Şir u Hurşid”14 Şii, Alevi, Bektaşi dünyasında başkaca anlamlara da sahip olmalıdır. Özellikle Alevilik-Bektaşilik anlayışında aslan Hz. Ali’nin lakabıdır. Esedullah, Haydar, Gazanfer gibi kelimeler hep Hz. Ali’yi anmak için kullanılır. Bu anlamda Hz. Ali, Allah’ın aslanıdır (Aksel, 1967: 83). Dolayısıyla mezar taşlarındaki aslan ve rozet sembolleri, Hz. Ali’ye mensubiyetin veya ondan yardım istenmesinin sembolik bir anlatımı olabilir (Karamağaralı, 1970:

94- 95; Karamağaralı, 2003: 298).

Aslan ve güneş sembolü, Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in sikkelerinde de kullanıldığından bu formun sultanın arması olduğu düşünülmektedir (Öney, 1971: 39; Çaycı, 2002: 91). Bu durumda Samsun’daki aslan ve güneş formlu mezar taşı, devlet erkânına ait birinin mezar taşı olabilir.

3- Rozetler

1.2.1970, 47, 312, 321, ve 344 numaralı mezar taşlarında çeşitli rozetler görülmektedir. Türk mezar taşlarında rozet kullanımı oldukça eskilere kadar gitmektedir. Altay mezar taşlarında daireler halinde veya köşeli biçimdeki rozetlerin ay, güneş ve yıldızları temsil ettikleri bilinir (Karamağaralı, 1970: 95; Öney,

10 Kuş motifli taşlardan Sivas’ta beş, Tokat’ta dört ve Ankara Etnoğrafya Müzesinde iki örneği olduğu, Ankara’daki örneklerin de yine aynı bölgeden getirildiği ifade edilmektedir. Geniş bilgi için Karamağaralı ve Öney’in ilgili eserlerine bakılabilir.

11 Tokat Müzesi env. Nu. 407’deki aslanlarla buradaki aslanlar, yürüyüş biçimleri ve simetrik olmalarıyla birbirine benzemektedir (Karamağaralı, 1970: 99).

12 Tarihi kaynaklara göre aslan ismi Türkler arasında özellikle önemli şahsiyetlerin isimleri olarak kullanılmıştır. Örneğin 726 yılında Çin sarayına elçi olarak gönderilen Buhara hükümdarının kardeşinin adı Aslan idi. Bizans kaynaklarında geçen Tu-kiu imparatorluğunun sekiz büyük reisinin adı Arsilas olarak kaydedilmiştir ki Aslan olmalıdır. İslamiyetten sonra Gazneli Mahmud’un kölesinin adı Aslan’dır. Samaniler, Gazneliler, Selçuklular, Karahanlılar, Harzemşahlar, Atabeyler, Anadolu Selçuklular ve Kırım Hanlığı’nda bu ismi taşıyan pek çok ünlü sima vardır. Bu anlamda Alparslan, Kılıçarslan, Artuk Arslan, Yavlak Arslan, Arslan Doğmuş gibi isimleri zikredebiliriz. Bundan başka Anadolu’da pek çok yere, Aslan, ekleriyle isim olarak verilmiştir Arslan kelimesinin Araplarda, Ermenilerde ve Balkan Ülkeleri’nde de kullanıldığı ifade edilir. İslami sikkelerin üzerinde, hatta Osmanlı sikkelerinde aslan motifi görülmüştür. Geniş bilgi için bkz. Köprülü, 1993: 600-601; Karamağaralı, 1970: 93, 94.

13 Anadolu Selçuklu sanatı’ndaki aslan motiflerinin bulunduğu yerlerle ilgili geniş bilgi için bkz. Çaycı, 2002. Ayrıca aslan ve güneş sembollerinin birlikte kullanıldığı yerlerle ilgili bkz. Çaycı, 2002: 44, 45, 46, 47, 52, 53, 55, 59, 60, 62, 64, 66, 73.
14 Farsça şîr, aslan, Hurşîd ise güneş anlamına gelmektedir. Tamlama halinde güneş ve ay anlamındadır.
13
SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

1969: 290; 1968: 157). Bu motifin esasen Anadolu mimarisinde cami, medrese, kervansaray ve kümbetlerde çarkıfelek, tekerlek, rozaz ve geometrik ağ ile doldurulmuş oldukça zengin kullanımının olduğunu söylemek mümkündür15.
Anadolu’daki rozet kullanımının güneş sistemi ile alakalı olduğunu kabul edenler olduğu gibi bu rozetlerin anlamının mistik olduğunu ve İslam Sanatında kullanımının Allah’ı temsil ettiğine işaret edenler de bulunmaktadır. Bursa Ulu Camii minberinin doğu ve batı yüzeyinde bulunan yuvarlak motiflerin güneş sistemi ile alakalı olduğu kabul edilmektedir. Mevlevi ayinlerinde zikirlerin ayakta daireler çizilerek yapılması, pek çok tarikatta zikir yapılırken daire şeklinde halka oluşturulması, İslam düşüncesindeki sonsuzluğun yani başı ve sonu belli olmayanın temsilidir. Bu nedenle de dairesel motifler Allah’ın sembolü olarak da kabul edilebilir (Karamağaralı, 1993: 259, 260). Rozetlerin sayılarının belki de Şii-Alevi dünyasındaki oniki İmam (İsnaaşere) kabulleriyle ilgili olabileceği de belirtilir

(Karamağaralı, 1970: 96).

Çarkıfelek motifinin ise dünyayı temsil ettiği ifade edilir. Eski Türk inanışlarında evren, felek çarkına sarılmış bir ejder olarak kabul edilmekte ve çarkıfelek motifinin gece ile gündüzü yani dünyayı temsil ettiğine inanılmaktadır (Esin, 1970: 167; farklı değerlendirmeler için Çaycı, 2006: 297-315).

4- Mühr-i Süleyman

Mezar taşlarındaki rozetlerde görülen geometrik düzenlemeler oldukça dikkat çekicidir. Esin’in ve Karamağaralı’nın örümcek ağ, küçük yıldızlar veya geometrik düzenlemelerle (Karamağaralı, 1970: 77; 1993: 258; Öney: 1969, 283) dolgulu rozetler adını verdikleri süslemelere dikkatle bakıldığında bu süslemenin sanki Mühr-i Süleyman motifinin gizlenmesi için yapıldığı izlenimi edinilmektedir (Çizim 4). Envanter numarası 1.2.1970, 47, 321 ve 344 olan mezar taşlarında böylesi bir uygulama görüyoruz. İlk örnekte mihrabiye ile dilimli kemer arasında bu şekilde bir rozet yer almaktadır. İkinci örnekte mihrap nişinin dışındaki rozetler arasında bu şekilde bir uygulama bulunmaktadır. Üçüncü örneğimizde, içi örümcek ya da geometrik ağ dolgulu rozet iki aslan motifinin altında yer almıştır. Rozetin ortasında Mühr-i Süleyman motifi oldukça belirgindir. Fakat yıldızın tam ortasındaki şekle dikkatle bakıldığında buraya da gizli bir Mühr-i Süleyman’nın işlendiği farkedilebilecektir. Buradaki süsleme tepedeki çarkıfelek motifi ile tamamlanmış ve güneş ile dünya bu şekilde mezar taşında temsil edilmiş olmalıdır. Son örnekte ise bu şekildeki rozetler kuş motiflerinin hemen altında yer almak üzere köşelere yerleştirilmiştir. Buradaki dolgular da dikkatle incelendiğinde yine Mühr-i Süleyman görülecektir. Ayrıca Vezirköprü Kale (Taşkale, Ayşe Hanım) Hamamı’ndaki kurna köşeliğinde görülen bu şekildeki bir rozet (Resim 20) bizim görüşümüzü destekler mahiyettedir (Bayraktar, 2005: rs 716). 321 envanter numaralı şahide de iç içe iki Mühr-i Süleyman motifi açıkça görülebilmektedir.
Birinin tepesi diğerinin tabanına geçirilmiş iki eşkenar üçgenden oluşan bu sembol Müslümanlar arasında “Hatem-i Süleyman/Mühr-i Süleyman” olarak bilinir. Bu form Yahudi ve Hıristiyanlar arasında “Davud yıldızı” olarak kabul edilir. Eski Hind’de bu form maddi âlemin yaratılışı ve yok oluşunu simgeler. İslam öncesi doğu kültürlerinde madde ile mana, iyi ile kötü, güzel ile çirkin, Tanrı ile kaos, kadın ile erkek gibi zıtlıkları temsil etmiştir. Altı köşeli bu yıldız formunun Ortadoğu coğrafyasında Tunç devrinden beri kullanıldığı bilinir. Fakat ona verilen anlam her dönemde değişerek bu formun kullanımı devam etmiştir. Bu dönemlerde altı kollu yıldızın insanın yüzünü, matematikte ilk mükemmel sayıyı, dünyanın altı günde yaratılmasını bereket ve bolluğu anlattığı, insanı şer güçlerden koruyan bir tılsım olduğu kabul edilmiştir. Ortaçağ’da Hıristiyan ve Yahudiler arasında kullanılan bu form, 17. ve 18.yy’larda pek çok alanla birlikte mezar taşlarında da kullanılmaya başlanmıştır. Müslümanlar arasında ise “dabbetü’l-arz elinde Süleyman’ın mührü ve Musa’nın asası olduğu halde çıkacak. Musa’nın asası ile mü’minin yüzünü parlatacak. Kafirin burnunu ise mühürleyecek. Hatta aynı sofrada yemek yiyenlerden biri ötekine sen ey mü’min, sen ey kafir diye seslenecek16” hadisi nedeniyle şöhret bulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Süleyman mührünün bulunduğu yere şeytanın giremeyeceğine inanılmaktadır. Bu nedenle İslam sanatında pek çok
15 Rozet motifinin Anadolu Selçuklu ve Osmanlı sanatındaki zengin kullanım örnekleri için bkz. Karamağaralı, 1993: 252-255.
16 Rudani, ty., 109
14

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

yerde bu sembol bulunur17. Günümüzde İsrail Devleti’nin sembolü olarak kullanılan bu form aslında uzunca bir süre değişik anlamlarda kullanılmış ve İslam dünyasındaki zengin kullanımından sonraki devirlerde Yahudilerce milli sembol olarak kabul görmüştür (Çam, 1993: 219).

5- Kandil
İncelediğimiz mezar taşlarında kandil motifi, envanter numarası 47, 312, 321, 335, 344 ve 1.2.1970 nolu mezar taşlarında bulunmaktadır.

Latince Candela’dan (aydınlatan, parlayan) Türkçe’mize giren kandil, aydınlatma ihtiyacını karşılayan ve hemen her devirde kullanılan bir araçtır. Türk sanatında pek çok yerde görülen bu motif en geniş kullanım alanını mezar taşlarında bulmuştur. Anadolu’da pek çok yerde bu motifin değişik form ve zengin biçimde kullanıldığını görüyoruz (Kalfazade&Ertuğrul, 1989: 23, 24; Çerkez, 1999: 339-341).
Kandil motifinin mezar taşlarında kullanılması Kur’an-ı Kerim’deki Nur Suresi 35.ayette kandilin Allah’ın nuruna benzetilmesiyle yakından ilgilidir18. Allah’ın nuru kendisi olduğuna göre belki de kandil motifleriyle Allah temsil edilmiş olabilir (Aksel, 1967: 50; Karamağaralı, 1992: 19). Bundan başka, kabir, dünya ile ahiret arasında bir kapı olarak görüldüğü için medfunun ahirete yolculuğunda Allah’ın nurunun yolunu aydınlatması istenmiş de olabilir (Çerkez, 1999: 341).

6- Mihrap Nişi

Envanter numarası 47, 344 ve 1.2.1970 olan mezar taşlarında mihrap nişi bulunmaktadır.
Camilerde kıble duvarını gösteren mihrap nişi mezar taşlarında da oldukça rağbet görmüş bir süsleme öğesidir (Karamağaralı, 1970: 75-103; Öney, 1969: 283-312). Camilerde Allah’ın huzuruna yönelecek yönü gösteren mihrap, mezar taşlarında da Allah’a yönelmeyi temsil ediyor olabilir.

7- Çapraz İki El Formu

Envanter numarası 118 olan şahidenin kaide kısmında çapraz iki el motifi yer almaktadır. Üzerinde el motifi bulunan mezar taşlarına çeşitli yörelerde rastlamak mümkündür. Bu şekilde olmasa da varlığı bilinen bir el formu, Van Müzesi’nde bulunan koyun şeklindeki bir mezar taşında görülmektedir (Başkan, 1996: 63). Yalnız buradaki form biraz daha ibtidai olup üç parmaklı olarak işlenmiştir. Bundan başka Anadolu’nun değişik yerlerinde az da olsa mezar taşlarındaki el motifleri ilgi çekicidir (Arslan, 2008: 62). Halı ve kilimlerde de görülen el formu Türk Sanatında genellikle “al-i aba” ile irtibatlandırılmıştır19. Fakat Iğdır yöresinde bulunan yakın tarihli mezar taşlarındaki el motifleri farklı amaçla işlenmiştir. Buna göre yöre halkı eline maharetli kimselerin bu durumunu ifade etmek için mezar taşlarına el motifi işlendiğini ifade etmişlerdir (Arslan,2008: 63).
Samsun’da yeni bulunan bu iki el formu İslami dönem ile ilgili olmasa gerektir. Zira el formu, şahidenin toprağa gömülecek yani dıştan görünmeyen kaide kısmında yer almaktadır. Ayrıca 312 envanter numaralı

17 Süleyman Peygamberin yüzüğüyle ilgili olarak, dört koruyucu melekten aldığı kıymetli taşları tunçtan ve demirden yapılmış iki yüzüğe geçirdiği ve bu şekilde rüzgâr, su, cin ve hayvanlar üzerine hâkimiyet kurduğu ifade edilmektedir. İyi cinlere verdiği emirleri tunç ile kötü cinlere verdiği emirlerini demir ile mühürlemekteydi (Walker, 1993: 173). Mühr-i Süleyman motifinin Türk ve İslam dünyasında çok farklı kullanımlarıyla ilgili bkz. Çam, 1993: 207-218; Pala, 2006: 524-526.

18 Söz konusu ayet mealen şöyledir: “Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nuru, içinde lamba bulunan bir kandile benzer. Lamba cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doğuya ne de batıya mensup olmayan mübarek bir zeytin ağacı(nın yağı)ndan yakılır. (Öyle mübarek ağaç)ki, nerdeyse ateş değmese de yağı ışık verir. Işığı parıl parıldır. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlara misaller verir. Allah her şeyi bilir”. Kur’an 24/35.
19 Sünni ve Şii kaynaklarında geçen bir olaya göre: “Ey ehli beyt, Allah kusurlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak ister (Ahzab 33/33) ayeti nazil olunca Peygamber Hz. Ali’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i abasının altına alarak “Allahım benim ehli beytim işte bunlardır. Bunların kusurlarını gider, kendilerini tertemiz yap” diye dua etmiştir. Hz. Peygamberle birlikte aba altına bürünenler beş kişi olduklarından bunlar hamse-i al-i aba, pençe-i al-i aba diye anılmışlardır. Böylece bazı Hurufi, Batini ve Sufilikte al-i aba bir el olarak resmedilmiş ve bu el şeklinin orijinal (الله ) lafzının sembolü olduğuna inanmışlardır. Böylece “Nam-ı Ahmed nüsha-i icada bismillahtır/ Pençe-i al-i aba aynıyla bir Allah’tır” demişlerdir. Bu beş kişi bazen de parmaklara yazılır ve avuç içine de Allah lafzı yazılırdı. Bunlardan başka yeniçerilerin on yedinci bölüğünün sembolü de pençedir. Dalayısıyla pençe sancak olarak ta kullanılmıştır. Özellikle İran’da Safeviler devrinde sancak başları pençeli idi. Ayrıca Muharrem ayında Hz. Hüseyin’in şehid edilmesi anısına kendilerini yaralayan ve bu gösterilere katılanların bayraklarında pençe sembolleri bulunmaktadır (Gölpınarlı, 1977: 3-4; Uludağ, 1989: 306, 307). Türk halı ve kilimlerinde de görülen pençe aynı anlamlarla birlikte Hz. Fatıma’yı da sembolize edebilir (Deniz, 2000: 183, 184).
15

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011

taşın kaidesinde antik döneme ait olabileceğini zannettiğimiz kitabe parçasının bulunması bu görüşümüzü desteklemektedir. Öyle anlaşılıyor ki farklı kültürlere ait ve çeşitli amaçlar için kullanılan malzemeler İslami dönemde mezar taşı olarak kullanılmıştır20. Dikkati çeken husus ise her iki mezar taşında da toprağa gömülecek kaide kısmındaki yazı veya süsleme unsurlarına dokunulmamış olmasıdır. Bundan başka yine aynı mezarlık içinde Amisos döneminden kaldığı anlaşılan küçük bir sanduka bulunmuştur. Bir yüzü boğa başlı girlandlı, diğer yüzü inci ve yumurta dizilerinden oluşan dini mimari firiz parçası, sonradan baş ve ayak kısımları şahide biçiminde işlenerek mezar taşı olarak kullanılmış gözükmektedir (Resim 21).
Sonuç olarak; figürlü mezar taşlarının Anadolu’daki erken dönem mezar taşlarında görülmesi, Orta Asya bozkır kültürüyle Anadolu Türk halkının köklü geleneksel bağının devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir (Yetkin, 1970: 149; Öney, 1970: 190; Çoruhlu, 1994: 31-37). Samsun’da yeni bulunan figürlü mezar taşları genellikle döneminin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. 321 envanter numaralı mezar taşındaki iki aslan ve güneş formunun, mevcut örneklerin en güzellerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Bir fark olarak mevcut örneklerde genellikle güneş formu aslanların üzerinde yer alırken Samsun’daki örnekte güneş formu aslanların alt kısmında yer almaktadır. 118 envanter numarası başlığı altında incelediğimiz mezar taşındaki çapraz iki el formu istisnai bir durum olarak gözükmektedir. Buradaki süslemenin, daha önce belirtildiği gibi, dışardan görünmeyecek biçimde kaide kısmında yer alması ve başkaca taşlarda da yabancı kültürlere ait olması gereken yapı unsurlarının mezar taşı olarak kullanılmasında bir beis görülmemesi bu formun Türk-İslam mezar taşı repertuarında ele alınmasını güçleştirmektedir.

Samsun’daki mezar taşları ile ilgili genel bir tipoloji sınıflamasında bulunursak şunları söyleyebiliriz. Selçuklu üslubuna sahip sandukalar, şahideli ve şahidesiz olmak üzere iki formdadır. Yine bu döneme ait şahideli mezar taşları da bulunmaktadır. Fakat bulunan mezar taşlarının tahrip edilmiş olması nedeniyle bazı şahidelelerin sandukalara ait olabileceği unutulmamalıdır.

Osmanlı üslubundaki mezar taşları ise çoğunlukla ya üstü açık ya da üstü kapalı lahit21 şeklinde görülmektedir. Lahitlerin başucu şahideleri erkeklerde genellikle başlıklı, kadınlarda ise tepeliklidir. Sayıca az silindirik şahideler ise hem erkek hem de kadın mezarlıklarında kullanılmıştır. Ayrıca az da olsa pehleli mezarlara rastlanmaktadır.

Mezarlıklardaki sayıca en kabarık mezar taşları, şahideli mezar olarak tanımlayabileceğimiz dayanaksız şahidelerdir. Ancak hemen belirtelim ki, bu mezarlarda şahidelerin, zemin ne kadar sağlam olursa olsun, bir dayanağı olmaksızın toprağa doğrudan dikilmeleri pek mümkün gözükmemektedir (Tibet ve diğerleri , 1996: 247). Muhtemelen lahit ya da pehleli şekilde tanzim edilmiş formda olmaları gerektiği görüşüne katıldığımız bu mezarların zamanla dayanakları tahrip olmuş gözükmektedir.

20 Örneğin Roma dönemine ait bir lahit Amasya’da Halifet Gazi Türbesinde Emir Mübarazettin Halifet Alp Gazi’nin mezarında kullanılmıştır. Bkz Cantay, 1995, 22 vd.
21 Osmanlı denemi mezar yapıları ile ilgili herkesçe kabul edilen ortak bir tasnif ya da isimlendirme henüz tam anlamıyla kabul görmüş değildir.

16

SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Resim ve Çizimler
Resim 1 Çizim 1 Resim 3
Resim 2
Resim 4
17
SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Resim 5 Resim 6
Resim 7 Resim 8 Resim 9
Çizim 2
Resim 10 Resim 11
18
SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Çizim 3 Resim 12 Resim 13
Resim 14 Resim 15 Resim 16
Resim 17 Resim 18 Resim 19
19
SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Çizim 4 Resim 20
Resim 21
Kaynakça
Aksel, M. 1967, Türklerde Dini Resimler, İstanbul: Kapı Yayınları.
Arslan, M. (2008), “Iğdır Çevresinde Bir Grup El Motifli Mezar Taşı”, Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl: 2008, ss. 55-70.
Aydoğdu G. 1997, Amasya Mezartaşları (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi)
Bayrak , M. O. 1998, İstanbul’da Gömülü Meşhur Adamlar, İstanbul: Milenyum Yayınları.
Bayraktar, M.B. (2006), “Samsun’da Türk Mimarisinin Gelişimi”, Geçmişten Geleceğe Samsun 1. Kitap, Yıl: 2006, ss. 399-425.
Çam, N. (1993), “Türk ve İslam Sanatlarında Altı Kollu Yıldız (Mühr-i Süleyman)”, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi Prof. Dr. Yılmaz Önge Armağanı, Yıl: 1993, ss. 207-230.
Çaycı, A. 2002, Anadolu Selçuklu Sanatı’nda Gezegen ve Burç Tasvirleri, Ankara : Kültür Bakanlığı.
Çerkez, M. (1989), “Eyüpsultan Mezartaşlarında Kandil Motifleri”, Tarihi Kültürü ve Sanatıyla III. Eyüpsultan Sempozyumu Tebliğler, Yıl: 1999, ss. 338-365.
Çoruhlu, Y. (1994), “Türk Mitolojisi ve Türk Sanatı”, Yeni Harran Çevresi, Yıl: 1994, ss. 31-37.
Deniz, B. 2000, Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Yaygıları, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
Esin, E. (1970), “Evren (Selçuklu Sanatı Evren Tasvirinin Türk İkonografisinde Menşe’leri)”, Selçuklu Tarih ve Medeniyet Enstitüsü Selçuklu Araştırmaları Dergisi I, Yıl: 1970, ss. 161-179.
Eyice, S. (1966), “Kırşehir’de H. 709 (1310) Tarihli Tasvirli Bir Türk Mezartaşı”, Reşit Rahmeti Arat İçin, Yıl: 1966, ss. 208-223.
Gölpınarlı, A. 1977, Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri, İstanbul: İnkılap Kitapevi.
20
SAMSUN SEMPOZYUMU 2011
Gün, R. (2001), “Samsun’da Arkeoloji Müzesi’nde Bulunan Sanduka Tipli Mezar Taşları”, Dinbilimleri Araştırma Dergisi, 1:3, Yıl: 2001, ss. 9-27.
Gün, R. (2006), “Samsun- Çarşamba Rıdvan Paşa Camii Haziresindeki Mezar Taşları (Celi Tâ’lik Kitabeli Olanlar)”, OMÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 22, Yıl: 2006, ss. 103-142.
Gün, R. (2008), “Samsun- Çarşamba Rıdvan Paşa Camii Haziresindeki Mezar Taşları (Celi Sülüs Kitabeli Olanlar)”, OMÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 26-27, Yıl: 2008, ss. 117-173.
Kalfazade, S. & Ertuğrul, Ö. (1989), “Kandil ve Kandilin Motif olarak Anadolu Türk Sanatındaki Kullanımı Üzerine”, Sanat Tarihi Araştırmaları Dergisi, 2/5, Yıl: 1989, ss. 23-34.
Karaçağ, D.1994, Bursa’daki 14-15.Yüzyıl Mezartaşları, Ankara: Eryılmaz Ofset.
Karamağaralı, B. (1970), “Sivas ve Tokat’taki Figürlü Mezar Taşlarının Mahiyeti Hakkında” Selçuklu Araştırmaları Dergisi II, Ankara, Yıl: 1970, s.75
Karamağaralı, B. 1992, Ahlat Mezar Taşları, Ankara: Kültür Bakanlığı.
Karamağaralı, B. 1993, Türk Mimari Eserlerinde Ahlat Mezar Taşları, Ankara: Elila Yayınları.
Köprülü, F. (1993), “Arslan”, İslam Ansiklopedisi MEB, 1, Yıl: 1993, ss. 598-609.
Nefes, E. (2009), “Samsun İlkadım Kökçüoğlu Mezarlığı’nda Yeni Bulunan Figürlü Mezar Taşları”, İSTEM, 13, Yıl: 2009, ss. 69-83.
Nefes, E. (2010), “Samsun’da Yeni Bulunan Selçuklu ve Osmanlı Dönemine Ait Figürlü, Bitkisel ve Geometrik Süslemeli Mezar Taşları”, XIV. Samsunda Yeni Bulunan Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu, Yıl: 2010, ss. 425-448.
Nefes, E. 2002, İlkadım Seyyid Kutbiddin (Kökçüoğlu) Mezarlığı Tarihi Mezar Taşları, Samsun: Etüt Yayınları
Nefes, E. 2002, Samsun Yöresinde Bulunan Mezar Taşları, Samsun, Basılmamış Doktora Tezi.
Öney, G. (1968), “Anadolu Selçuk Sanatında Balık Figürü”, Sanat Tarihi Yıllığı II, Yıl: 1968, ss.142-168.
Öney, G. (1969), “Anadolu’da Selçuk Geleneğinde Kuşlu, Çift Başlı, Kartallı, Şahinli ve Arslanlı Mezar Taşları”, Vakıflar Dergisi, Yıl: 1969, ss. 283-312.
Öney, G. (1971), “Anadolu Selçuklu Mimarisinde Arslan Figürü”, Anadolu (Anatolia), 13, Yıl: 1971, s. 39
Özkarcı M. (2001), “Sinop’ta Candaroğulları Beyliği Dönemi Sandukaları”, Prof. Dr. Zafer BayburtluoğluArmağanı Sanat Yazıları, Yıl: 2001, ss. 435-461.
Pala, İ. (2006), “Mühr-i Süleyman”, DİA, 2, Yıl: 2006, ss. 524-526.
Süreyya, M., 1996, Sicill-i Osmânî, V, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
Tibet ve diğerleri (1996), “Yenikapı Mevlevihanesi Haziresi”, İslam Dünyasında Mezarlıklar ve Defin Gelenekleri, 1, Yıl: 1996.
Tunçel G. 1998, Batı Anadolu Bölgesinde Cami Tasvirli Mezartaşları, Ankara: Kültür Bakanlığı.
Uludağ, S. (1989), “Al-i Aba”, İslam Ansiklopedisi DİA, 31, Yıl: 1989, ss. 524-526.
Walker, J. (1993), “Süleyman Mad”, İslam Ansiklopedisi MEB, 11, Yıl: 1993, ss. 172-174.
Yetkin Ş.(1969), “Yeni Bulunmuş Figürlü Mezar Taşları”, Selçuklu Araştırmaları Dergisi I, Yıl: 1969, ss. 149-156.__

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.