logo

reklam
14 Temmuz 2013

Ramazan da ağzını fena bozdu…

adnanBazı haber sitelerinde tutuklandığı yönünde haberler çıkması üzerine ‘Kıçı yananlar’ başlıklı sert bir köşe yazısı kaleme alan Denge Gazetesi sahibi Adnan Bahadır ramazan ayında ağzını fena bozdu.

Çıkan haberlerin ardından gazetesi telefon yağmuruna tutulan ve bu haberlere çok kızdığı anlaşılan Adnan Bahadır’ın genelde islami konulardan bahsederek zenginleştirdiği köşe yazılarına bu defa küfürle başlaması şaşırttı.

‘İnsanoğlu tuhaftır. Her bir sözü kaldırmaz. “İbde desen kızar da miksen onu aldırmaz” diye bir söz vardır. Biz de bu mübarek Ramazan gününde o sözü hatırlayarak sözlerimize başlamak istiyorum. “ diyerek köşesine başlayan Bahadır’ın haberi yayınlayan basın kuruluşlarını mahkemeye vereceği öğrenildi.

İŞTE O YAZI

İnsanoğlu tuhaftır. Her bir sözü kaldırmaz. “İbde desen kızar da miksen onu aldırmaz” diye bir söz vardır. Biz de bu mübarek Ramazan gününde o sözü hatırlayarak sözlerimize başlamak istiyorum. “ Neden böyle bir sözle başlıyorsun” derseniz, bizi sahaya çekmek isteyen bazı uyanıklar bizi oyunlarına alet edemediklerini görünce farklı tezgahlara başvurmuşlar. Zavallıların bu yaptıklarını görünce aklıma böyle bir söz geldi.

Yıllarca bu şehirde istedikleri gibi at oynatıp kimseden en ufak bir cevap almayan bazı uyanıklar DENGE Gazetesi’nin yayına hayatına başlaması ile birlikte yirmi beş kuruşa şoför mahallinin olmayacağını görünce kaçacak delik aramaya başladılar.

Bu tür insanlar toplumda o kadar çok ki anlatamam. Şerefsizlik konusunda anında birbirlerini bulup onurlu, haysiyetli insanların karşısında sahte birliktelikler oluştururlar. Ancak kim ne yaparsa yapsın doğru ve Hak olan hiçbir şeyi artık toplumdan gizlemeleri mümkün değil.

Hiç unutamadığım bir hatıramı sizlerle paylaşmak istiyorum; Sanırım doksanlı yılların başıydı. Of ilçesinde yapılan Belediye Başkanlığı seçiminde Refah Partisi adayı olan arkadaş bir hayli iddialı olduğundan seçimi kesin olarak kazanacak gözü ile bakılıyordu. Ancak sandıklar açılmaya başlayınca oyların farklı bir partiye gittiğini gören o günkü ilçe Başkanı İsmail Keleş adındaki arkadaşımız çok sinirlenip dedi ki “bir kitapta okudum. Ülkede kölelikten azledilen bir topluluk duruma isyan edip yeniden köle olmak istiyormuş. Bizim seçim de buna benziyor”…

Bunu söylemesinin nedenini daha önceki yazılarımda yazdığım için yeniden aynı konulara girmek istemiyorum. Konuya girme nedenim toplumumuzun bir kesimi öyle bir hale gelmiş ki sürekli olarak baskı altında kalmayı kanıksar hale gelmişler. Onlar için baskıdan kurtulmak veya zulme isyan etmek adeta en büyük suç halini almış.

Bir de kıçı yanıp soluğu bizde alanlar var ki bunlar çok daha farklı insanlar. Çektikleri sıkıntılarla ilgili yasal yollardan sonuç alamamışlar ancak kendilerinin haklı olduğuna kayıtsız şartsız inançları tam olduğundan uğradıkları haksızlıkları bertaraf edecek basın yayın kuruluşu aradıklarında DENGE gazetesini adres gösterince anında soluğu gazetemizde alıyorlar.

İşin daha da enteresan ve garip tarafı nedir biliyor musunuz? Bizim adresimizi veren kişilerin tamamının bize düşman olan kişiler olması. Bu insanlar o kadar korkaklar ki ellerinde belge olsa dahi haber yapmaya korktuklarından insanları bize yönlendiriyorlar.

Kamu kurumlarından şikayeti olanlardan tutun alacağını tahsil edemeyenler, haksızlığa uğrayanlar, yerleri yıkılacak vatandaşlar anında bizi bulmaları şehirde olan sıkıntının delili değil de nedir? Bu arada özel işleri için müracaat edenler de olmuyor değil. O konuda bizim yapacak bir şeyimiz yok. Biz kamu yararı olmayan kişisel işlerle uğraşmayız. Bizim işimiz toplumun hassasiyet gösterdiği konular ve haksızlıkla mücadeledir.

Kıçı yananlar deyince aklıma farklı bir konu geldi. Yaklaşık altı yıldır yaptığımız mücadele sonucunda Allah’a şükürler olsun ki çok güzel sonuçlar aldık. Siyasette olmaması gereken bir çok isim sayemizde silindi gitti ama bu insanların kıçları öyle yandı ki anlatamam. Bizimle adam gibi mücadele edemeyeceklerini anlayınca başka yollara müracaat ettiler. Kimisi perde arkasından çetelerle iş birliği yaparak bizi bitirmeye çalıştı. Kimileri de haklarında haber yaptığımız kişileri bularak onlarla iş birliğine gidip bizlere tazminat davaları açılması yönünde telkinlerde bulundu.

Bazıları da ellerindeki siyasi gücü kullanarak bizlere operasyonlar yapılması yönünde uğraş verdi. Bazıları ise Fino köpekleri bularak bizlerle onlar üzerinden mücadele etti. Allah’a binlerce kez şükürler olsun ki bunca uğraşa rağmen biz her olaydan daha da güçlenerek çıktık. Bu durumu gören bazı düşmanlarımız o kadar içerlediler ki adeta hırslarından kudurdular. Her yaptıkları tezgahtan kendileri zarar görünce bu kez bizi sinirlendirip sahaya çekmeye çalışmaktalar. Biz onlara sadece güler geçeriz. Bizim işimiz maşalarla değil asıl oyun kahramanları ile.

Hayatımın hiçbir döneminde maşalarla muhatap olmadım. Her zaman işin sahibi ile mücadele ettim. 2009 yılında yaşadığım meşhur saldırı olayı bunun en bariz örneğidir. Benim işim oyuncularla değil oyunu kuranlarla olduğundan muhataplarım baştakilerdir..

Oyun kuranların tamamına yakınını hallettiğime göre çok fazla işim de kalmadı. O yüzden şimdi kendi işlerimle uğraşıyorum bazı arkadaşlar “gazeteyi ikinci plana mı” aldın diyor. Ancak bizim için gazetecilik her zaman ilk planda olan işimizdir. Yaklaşık altı yıldır bir hayli para harcadık biraz da para kazanacak işler yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Kendi işlerimize de önem vermenin zamanı geldi. Bizimle uğraşan arkadaşlara tavsiyem kıç yangınlarını söndürmek istiyorlarsa adresleri biz değiliz. Adres istiyor iseler buradan olmaz ama veririz. Bilgilerine sunulur. Kalın sağlıcakla

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.