logo

reklam
24 Mart 2014

MASON MUSUNUZ ?

YUSUF6. ROFİFE Film Festivali’nin galası Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın Atakum’daki Sanat Merkezi’nde göz kamaştıran bir ortam ve seçkin konukların eşliğinde gerçekleştirildi.

Galaya Samsun Valisi Hüseyin Aksoy ve eşi Hülya Aksoy, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Samsun Emniyet Müdürü Vedat Yavuz, konuk sanatçılar ünlü oyuncu çevreci ve eski milletvekili Ediz Hun, Samsunlu sevilen sinema ve dizi oyuncusu Mehmet Aslantuğ, festivalin tertip komitesi üyeleri, çeşitli rotary derneklerinin temsilcileri ile çok sayıda sinemasever vatandaş katıldı.

Film yarışmasında dereceye giren filmlerden parçaların gösterildiği ve ödüllerin dağıtıldığı gecede kısa bir konuşma yapan Başkan Yusuf Ziya Yılmaz, bu güzel sanat gecesine ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.

Türk ve Müslüman kültürü ile alakalı olmayan filmlerin gösterime sunulduğu rotaryenlerin festivaline katılan Samsun’un Valisi Hüseyin Aksoy ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz başta olmak üzere katılan konuklar Rotaryanlerin iç dünyasını ne kadar iyi biliyor.

Gazeteci Ali Eren’in araştırmaları ve yazı dizisine bir göz atalım.

Lions, Rotaryen ve Masonluk

Bu üçlüyü kendi aralarında lise, yüksek okul, üniversite gibi anlayabiliriz. Üniversite durumunda olan masonluk. Ama her birinin mensupları birbirleriyle can-ciğer kuzu sarması, birbirlerinin biraderleri…

Eskiden daha çok farmasonluk denirdi, şimdi masonluk deniyor. İkisi de aynı…

Masonluk/farmasonluk bizde eskiden beri varsa da okumuş-yazmış kesim içinde daha çok İttihat-Terakki ile gün yüzüne çıktı. İttihat-Terakki külliyen masonlardan teşekkül ediyordu.

Türkiye’de halkın “mason” kelimesiyle tanışması Demirel ile başladı. 1960’lı yılların ilk yarısında Adalet Partisi (AP) genel başkanı seçilecekti. Sadettin Bilgiç’in genel başkan olacağına kesin gözüyle bakılırken umulmadık bir şey oldu. O zamana kadar adı–sanı duyulmayan Süleyman Demirel genel başkan seçiliverdi.
Böylece, bilmem kaç defa gidip kaç defa gelecek olan Demirel, Türkiye’nin gündemine oturuyordu. Bu kişinin, kimin fesi-neyin nesi olduğu sorulurken mason olduğu ortaya atıldı. Mason kelimesini doğru telaffuz edemeyenler, “Masun ne demek?” diye soruyordu. Bilenler de masonların Müslüman olmadıklarını söylüyorlardı.

Mason olduğu haberleri iyice yayılan Demirel, dayanamayıp şöyle bir açıklama yapmak zorunda kaldı:
“Ben Kur’an okumadan sabah kahvaltısına oturmayan bir âilenin çocuğuyum.”
Ama bu sözde “Ben mason değilim” ifadesi yoktu. Sadece âileye atıf vardı.

Ailesini bu şekilde öne çıkarmasına rağmen, masonluk suçlamasından kurtulamayan Demirel, allem edip kallem edip, mason locasından kendisinin mason olmadığına dair bir yazı alabildi.
Aldı ama, “Dün dündür, bugün bu gündür”ün mûcidi ve “Kur’an’ın 230-232 âyeti bu zamanda uygulanamaz” sözünün sahibi Demirel’e verilen “Mason olmadığına dair yazı” mason mahfillerini karıştırdı. Çünkü böyle bir yazı masonluk ilkelerine zıttı. Ölümüne kadar zıt olduğunu bir misalle anlatmaya çalışayım:

Pehlivan, feylesof Rıza vardı; Rıza Tevfik Bölükbaşı. Masondu. Sultan Abdülhamid aleyhinde çalışanların, ona iftira atanların içindeydi. Sonra yaptıklarına pişman olup, “Nerdesin şevketlim Abdülhamid Han/ Feryadım varır mı bârigâhına” diye başlayan ve Mısır’da Musâvât mecmuasında yayınlanan, Sultan Abdülhamid Han’ın Rûhâniyetinden İstimdat (yardım isteme) başlıklı meşhur şiirini yazdı.
Şiirin enteresan yazılma hikâyesi var:

Rıza Tevfik, bir âlime halinden şikâyette bulunur. Mason olmaktan ve Abdülhamid Han’a yaptığı iftiralardan pişmanlık duyduğunu söyler ve “Bu günahtan nasıl kurtulurum?” diye sorar. O zat, “Masonluk hakkında bir eser yaz” der. Rıza Tevfik, bunu yapmasının mümkün olmadığını izah sadedinde, “Eğer etlerimin lime lime edilmesini istiyorsanız yazayım” der. Evet! Masonluk kanunları o zamanlar aynen böyleydi.

O zat da “Öyleyse, pişmanlığını ifade eden bir şey yap” der, o da o meşhur şiirini kaleme alır.
Evet… Yakın zamana kadar, bir masonun masonluk aleyhinde yazı yazması hayatına mal olduğu gibi, kendisinin mason olmadığını söylemesi de imkansızdı. Demirel zamanında hayat tehlikesi ortadan kalkmıştı ama, “Bir masonun mason olmadığını söylemesi yasağı” hâlâ geçerliydi. Demirel’in eline “Mason olmadığı yazısı”nın verilmesi, mason mahfillerini onun için karıştırmıştı. Şimdi ise vaziyete göre bu işi bayağı gevşettiler. Bir mason artık rahatlıkla mason olmadığını söyleyebiliyor, başı da ağrımıyor.

Masonlar, “Biz bütün dinlere açığız” derler. Bu söz, “Bizde bütün dinler çorbadır” demektir ama yine de İslâm dinine kapalıdırlar. Kapalılıktan öte İslâm, Müslüman, Kur’an, başörtüsü ve İmam-Hatibe düşmandırlar.

Tahrif edilmiş olan Zebur, Tevrat ve İncil’i kastederek “Üç büyük nur” derler. Bunların içinde tahrif edilmemiş olan Kur’an yoktur. Zaten masonlardan abdestinde-namazında kimse de yoktur. Eğer, “Ben hem masonum hem de abdestinde namazında bir Müslümanım” diyen varsa, bildirsin de biz de kendisini millete tanıtalım.

Mason şart değil. Rotaryen veya lionslardan, günlük namazlar şöyle dursun, Cuma veya Bayram namazlarında Müslümanlarla omuz omuza olanlar var mı? Varsa o rotaryen veya lionsları da tanımak isteriz…

Geçenki yazımızda Popüler Masonlar kitabından bahsetmiştik. Kitabın arka kapağında, ATO Başkanı Sinan Aygün’ün masonluk belgesi var. Şu şekilde:

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Türkiye.
Derecesi: Entered APPRENTİCE.
Locası: HOŞGÖRÜ -101.
Vadisi: ANKARA.
İstanbul: November 18, 1994 no 94/154

Başka kitaplar da var: Ermeni Yahudi Rum Asıllı Milletvekilleri,
Rum ve Ermeni Dönmeler,
Yahudi Dönmeler ve Mumsöndü Ayinleri, (Alevi vatandaşlarımız alınmasın ve yanlış anlamasınlar, onlarla ilgili değil)
Türkiye’nin Büyük Masonları,
Türkiye’nin Başbakanları,
Türk Hıristiyanların Patrikhanesi,
Atatürk-Karabekir Kavgası. (Hepsi için tel: 0312 425 8091 Kızılay/ Ankara)

Ali Eren
Gazeteci-Yazar

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.