logo

reklam
20 Mart 2014

“İntihar Çözüm Değil”

intihar-cozum-degil-5808886_400Samsun Medicalpark Tıp Merkezi Psikologu Enise Öziç, intiharın çözüm sistemi içerisinde yer almadığını söyledi.

Yaşamanın her insanın istediği bir durum olduğunu belirten Psikolog Enise Öziç, “Kimse hayatını veya yaşamını sonlandırmak istememektedir. Ancak yaşam koşuları, sosyal koşullar, kişilik yapısı ve sorunları değerlendiriliş şekli istenmeyen sona doğru kişiyi götürebilmektedir. Kişiyi bu sona doğru götüren hususlardan bazıları çaresizlik, aşağılanmışlık, hayal kırıklığı gibi insan yaşamında var olan hislerin kabul edilmemesidir. Esasında bu hisler mutluluk ya da üzüntü gibi hislerden çok da faklı değildir. Sanılanın aksine bu tür hisler insanlar arasında çok sık yaşanmaktadır. Ancak çok az dile getirilmektedir. Dolayısıyla da çaresinin olup olmadığı konusunda çoğu insan cevapsız kalmaktadır ve birçoğunun da aklına gelen tek cevap ya da çözüm ‘intihar’ olmaktadır” dedi.

İntiharın çözüm sistemi içerisinde yer almasının mümkün olmadığının altını çizen Öziç, “İntihar, kişinin çözüm mekanizmasının sağlıklı çalışmadığını veya karşılaştığı sorunları sağlıklı bir şekilde ele almadığını göstermektedir. Kişi sadece sağlıklı ele aldığını zannetmektedir. Kişinin katlanamadığı duygudan kurtulma zorluğu o kişinin zihninde o kadar kuvvetli olur ki kişi uydurma bir çözüm yolu dışında bir çözüm yolu bulmayı başaramamaktadır” diye konuştu.

“SORUNLARINIZI YAKINLARINIZ İLE PAYLAŞIN”

İntihara eğilimin kişilik özellikleri ve yaşam koşullarından etkilendiği gibi sosyal yalnızlık hissinden de etkilendiğini ifade eden Öziç, “Dolayısıyla intihara sürüklenen kişinin sosyal çevresinin rolü oldukça önemlidir. Yaşadığı sorunlardan ötürü depresif ruh haline giren kişi dolaylı olarak toplumdan da soyutlanmaya başlamaktadır. Daha da yalnızlaşması sorunlarını daha çok çözümsüz hale getirebilmekte, daha çaresiz hissedebilmekte ve sonucunda umutsuzluk, korku ve yorgunluğun şiddetinin artmasıyla beraber intihar gibi bir eyleme başvurabilmektedir. Bu nedenle sorun yaşadığını fark ettiğimiz kimseye maddi ya da manevi anlamda destek sağlamaya çalışmak, yalnız olmadığı ve sorununun çözümsüz olmadığı konusunda onu ikna etmek intihar oranlarının azalmasına yardımcı olabilmektedir. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise, olaylar bu kadar can acıtıcı hale gelmeden önce önlem alınması gerektiğini bilmektir. Tıpkı kanser hücrelerine erken müdahalenin kişiyi ölümden kurtarması gibi. Duygular kabul edilmelidir. Her duygu doğaldır ve her insanın başına gelebilmektedir. Çaresizlik, hayal kırıklıkları, aşağılanmışlık ya da hiçe sayılmışlık hisleri, umutsuzluktur. Bu tür duyguları ya da benzerlerini çoğu insan yaşamakta ancak saklamaktadır. Çünkü bunu sadece kendisinin yaşadığını, açığa çıktığında ayıplanacağını, küçük düşeceğini ya da hor görüleceğini düşünmektedir. Bu yanlış bir inanıştır. İnsanların ne düşüneceği bizim canımızdan ya da hayatımızdan değerli değildir. Bu nedenle yaşanan sorun ne olursa olsun çevrede yakın görülen kimselerle paylaşılmalı ve ortak bir çözüm yolu aranmalıdır. Çaresizlik hisleri buna rağmen devam ediyorsa bir uzmana başvurarak profesyonel bir destek sağlanmalı gerçekçi çözüm yollarını uzman eşliğinde fark etmeli ve öğrenmelidir. Unutulmamalıdır ki okuma yazma da bir öğretmen olmadan öğrenilememektedir” şeklinde konuştu.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.