logo

reklam
21 Nisan 2014

Facebookta sözlü düello…

kenan erzurumluGeçtiğimiz Cumartesi günü gerçekleşen Türk Ocakları 43. Kongresi  Türk Ocakları Samsun Şubesi üst düzey yönetiminde derin çatlaklar oluşturdu.

Toplantı da kendisine 3 dakika konuşma süresi verildiği için kızan Türk Ocakları Samsun Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kenan Erzurumlu Yüreğim yanıyor dostlar başlığıyla sosyal medya da bir yazı kaleme aldı.

Yazıyı kişisel Facebook hesabından da paylaşan Erzurumlu’ya ilk teğkiyi gösteren ise Türk Ocakları Samsun Şube Başkanı Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan oldu. Erzurum’lunun yazısında haksız ithamlar olduğunu ifade eden Çağlayan konunun Türk Ocaklarında görüşülmeden kamuoyuna açık bir şekilde tartışılmasını eleştirerek, Erzurumlu’ya sitem etti.

İŞTE ERZURUM’LUNUN YAZISI

Yüreğim Yanıyor Dostlar! I

21 Nisan 2014, 11:05
TürkOcakları 43. Kongresi geçen cumartesi günü yapıldı. On beş yıldır kongre delegesi olarak katıldığım çalışmalarda ilk kez kürsüye çıktığımda, sözlerimebu cümle ile başladım. Toplam üç dakika olarak verilen sürede söylediklerimin yanında söyleyemediklerim ve konuşmamdan sonra gelişen olaylar bu yazıyı kaleme alma kararımın gerekçeleri oldu. Yüreğim yanıyor dostlar!

Seksen-doksan kişilik genel merkez tarafından atanmış delegenin yanında, iki yüzün üzerinde şubelerden seçilerek gelen delegenin bulunduğu ortam, bize yakışmadı. İdealizmin yerine klikçilik ve ayak oyunları ön plana çıkmıştı. Genel başkanın emeği geçen olarak yalnızca genel merkez (Ankara’dakliler) hars ve kadın kollarıüyelerini delege yapmasını anlamak mümkün değildi.

Genel merkezdeki hars heyeti ve kadınlar kolu üyeleri hizmet eden adamlar-kadınlarda, taşra teşkilatlarındakiler odun mu topluyorlar? Yoksa Ankara’da oturuyor olmak, daha üstün olma anlamını mı taşıyor? Taşradakiler adam değil mi? Senelerce taşradaki Türk Ocaklarına hizmet verenlerin Ankara’daki hars heyeti üyelerinden ne eksiklikleri var? Veya başka bir deyişle, Ankara’dakilerin taşradakilerden fazlalığı nedir? Hizmet’in ve kapasitenin yerini biatın alması, töremize ne zaman girdi?

Biz böyle görmedik. Biz böyle değildik.

 Genelbaşkanın yaklaşık bir saat süren konuşmasından ve eski başkana verilen sınırsız-ikazsız konuşma hakkından sonra, teşkilatlardan gelenlere üçer dakika süre verilmesini nasıl kabul edebiliriz?

Hadigenel başkan konuştu. Anlayışla karşılarız. Eski başkana verilen uzun sürenin gerekçesi nedir? Buna rağmen “hocaların hocası”  Kafalı Hoca konuşurken yapılan “kısakesmesi uyarısı”  bize yakıştı mı? O salonda, Kafalı Hoca’nın “sözü üzre söz söyleyecek”  bir kişi çıkar mıydı? Sanmıyorum…

Türk Ocakları toplantısında yetmiş-seksen yaşındaki kişiler konuşurken laf atan gençlere şahit oldum. Biz böyle değildik; Biz böyle görmedik. Bize öğretilenTürkçülüğün en temel  prensiplerinden  birisi de “sıra ve saygı” idi. Artık, “sıra ve saygı”ın kalmadığını gördüm:  Utandım…

Biz böyle görmedik. Biz böyle değildik.

İçim yanıyor dostlar!

“Hocaların hocası”  Kafalı Hoca,adaylığını açıklamak için Türk Ocağı’ndan salon istiyor. Genel başkan ve yönetim kurulu -teamülümüzde yok gerekçesiyle- reddediyor. Başkan ve yönetim kurulu düşünemiyorlar ki,Türkçülük noktasında, hepsini toplasanız bir Kafalı Hoca etmezler. Şık olan, Kafalı Hoca gelince genel  başkanın koltuğundan kalkıp “buyur” demesi olurdu. Böyle yaparak genel başkan büyürdü; saygınlığı artardı. Aksi olmuş. Genel başkan gerekçe olarak diyor ki:  “makam sebebiyle bana saygı gösterilmesi gerekir.”

Haklıdır. O makam saygıyı hak etmektedir. Tartışmayız. Ancak Türkçülük ve kıdem kavramları da genel başkanın kıdemli hocalara saygısını gerektirir. Aksi takdirde, “çorbaya doğrananın kaşığa çıkacağı” unutulmamalıdır.

Bir de işin öbür yüzü var. Yaşlılarve dahi yöneticiler bunu yaparsa gençlere söz söylemeye yüzümüz kalır mı?

Haa…Bir de “Hocaların hocası” Kafalı Hoca konuşmasını  bitirip yerine geçerken ayağa kalkmayan ve alkışlamayanlar vardı…… Oy vermek bir tarafa Hoca’nın ağzından çıkan kelimelerden tarihi dersler alıp saygı göstermek varken; saygısızlığı meziyet sanan genel merkez delegelerinden oluşan bu grup, yarın dengeler değişince bu günkü yöneticileri yuhalamaktan çekinmeyeceklerdir.

Edeb, Ya Hu!

Edepsizliğin bu boyutundan, ben utanıyorum! Ya siz?

Yüreğim yanıyor dostlar!

“Fethullah’ı ve çalışmalarını  eleştirmek, dinimizce en büyük günahtır”  diyen bir pir-i fani (yaşlı adam manasına)  göklere çıkarılırken; Fethullahçılıktan başka özelliği olmayan, genel merkez yöneticisi sıradan bir akademisyene hizmet ödülü verildi. İnancımıza göre “en büyük günahın şirk” olduğunu unutan pir-i fani hakkında, geçmişteki hizmetleri nedeniyle söz söylemek istemiyorum ama o akademisyeni kim seçti ve niye seçildi anlamak mümkün değil? O akademisyen ki, kendisini yetiştiren hocaları tarafından reddedilmişti. Samsun Ocağı’nda verdiği bir konferanstan sonra yapılaneleştirilerden dolayı, bir daha ocağa gelememiş; görüşmek istediklerini “cafe”lere çağırır olmuştu.

Eyvah dostlar, eyvahhhh!

Türk Ocağının 102 yıllık tarihi boyunca ağırlığı vardı. Hatta kapalı iken bile saygınlığı vardı; sözü dinlenirdi. Şimdi kongresine bir tane bile milletvekili-bakan gelmedi. Dış ülkelerden- dünya Türklüğü’nden temsilci olarak sadece Hanım Halilova vardı. O’nun da adı bile anılmadı. Ne kapıda karşılanıp yolcu edilen bakanlar; ne milletvekilleri ne de TÜBİTAK’tan bir temsilci vardı. Türk Ocağı, kongresini tarihi binasında yapacak gücünü bile kaybetmişti. Artık ATO’nun yanına sığınmış konumdaydı…

Bugünleri de mi görecektik? Bunun için mi yaşadık.

Yaşamak bize haram olsun!

Erzurumlu’nun bu yazısına karşılık Kaya Tuncer Çağlayan ise  Değerli Kenan Hocam, Seni sever ve sayarım, bu yüzden benim değişmez delegem oldun, ancak bu yazın da haksız isnatların var. Birincisi, genel merkezin kurullarının delege statüsü verilmesi ile ilgili tüzük değişikliklerinde 15 yıllık delege olarak senin de payın var. İkincisi, Sayın Mustafa KAFALI hocamıza dönük salonda herhangi bir saygısızlık yapılmadı, senin benim gibi sayın genel başkan da Kafalı hocamızı alkışladı. Üçüncüsü bahsettiğin gençler Ankara Türk Ocağı başkanı Türkan Ablamızı destekleyen gençlerdi. Dördüncüsü “genel merkezdekileri toplasan bir Kafalı Hoca yapmaz” ifadene en başta saygıdeğer hocamız karşı çıkacaktır. Genel merkez yönetim kurulunu tasvip etmeyebilirsin, ama kamuoyuna dönük bu tarz bir açıklamanın nekadar doğru olduğunu düşünmeni isterim. Son olarak sen Samsun şubesinin delegesisin, ben ise şube başkanıyım, bu konuyu şubemizde değerlendirmeden sosyal medyada bu şekilde paylaşmanın teşkilatçılık anlayışımızın neresinde izah edebiliriz. Bu şekilde sosyal medya üzerinden şubemizin mensuplarının kurultayı değerlendirmek zorunda kalmasının herhalde doğru olmadığını kabul edeceksin vesselam.’ ifadelerini kullandı.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.