logo

reklam

Doğu’dan batıya uyuşturucu yolu

 

Doğu’dan Batı’ya Uyuşturucu Yolu

Son bir yıl içerisindeki gelişmeler Karadeniz’in önemli uluslararası uyuşturucu güzergahı olduğunun ortaya çıkmasına neden oldu.

Son aylarda Samsun’da yapılan peş peşe operasyonlarla 200 kilonun üstünde eroin yakalanması tüm gözlerin Samsun’a çevrilmesine neden oluyor. Peki, son 2 aya kadar uyuşturucunun güzergahı Karadeniz üzerinden Samsun değil miydi de, bu zamana kadar hiç yakalanmayan Eroin 2 ay içersinde yakalanmaya başlanmıştı? Gelin bu soru ve birçok bilinmezi madde madde haberimizde okuyalım.

1- İlk Yolculuk Katır Sırtında

Değişik kaynaklardan derlenen bilgilere göre; Samsun’da son 2 ay içerisinde, 31 Aralık 2012 tarihinde 41 kilo, 21 Ocak 2013 tarihinde 100 kilo, 28 Ocak 2013 tarihinde 23 kilo ve 18 Şubat 2013 tarihinde 50 kilo olmak üzere toplamda 214 kilo eroin ele geçirildi. Emniyetten yapılan açıklamalarda, 4 parti malın da İran’dan yurda sokulup Van üzerinden Samsun’a geldiği vurgulandı. İran’dan eroin Ülkemize nasıl sokuluyor? Bilindiğinin aksine İran’dan ülkemize eroin sokulduğu tezine tam olarak gerçek denemez. Çünkü ülkemize İran’dan eroin ve kokain geçirilmez. İran sınırından ülkemize eroin değil, eroinin ham maddesi baz morfin katırlar aracılığı ile sokulur. Baz morfinin eroine dönüştürülmesi için gerekli hammadde olan Asit Anhidrit gerekmektedir. Bu madde de Avrupa ülkelerinden temin edilerek ülkemize kaçak yollardan sokulur.

İran’dan baz morfini kaçak geçiren uyuşturucu tüccarları, Avrupa ülkelerinden temin ettikleri asit anhidrit maddesini de kaçak olarak ülkeye soktuktan sonra İran sınırına yakın dağ köylerinde 1 gün içerisinde bu maddelerden eroini elde ederler. Daha sonra elde ettikleri eroini Avrupa ülkelerine sevk edecekleri uygun zamana kadar eroini toprak altına gömerek muhafaza ederler. Bu eroin ya PKK’nın malıdır veya sınırdan geçirilen baz morfin için kilo başı PKK’ya sınır vergisi adı altında haraç verilmiştir. PKK direkt yada dolaylı bir şekilde söz konusu uyuşturucudan bir şekilde nemalanıyor.

2- Neden Karadeniz?

Karadeniz uyuşturucu güzergahının kurulup Samsun üzerinden uyuşturucu sevk edilmesini anlayabilmek için öncelikle 1990’lı yıllara inilmesi gerekmektedir. 90’lı yılların sonlarında ortaya çıkan Susurluk çetesi gibi derin yapılanmalar, ülkemizdeki uyuşturucu sevkıyatlarına hakim olma yoluna gitmişlerdi. Gerekçeleri de PKK’nın hükmettiği uyuşturucu sayesinde büyük gelirler elde etmesi ve PKK’nın finans kaynağını kesme çalışması olarak lanse etmeleriydi. Derin yapılanma uyuşturucuyla mücadele yerine kontrol altına alma yolunu seçiyordu.

Fakat gözden kaçan nokta Uyuşturucu İran sınırından kaçırılırken PKK’ya haraç veriliyor ve Avrupa’ya sevk edilen uyuşturucu yine PKK’nın dağıtım ağına teslim ediliyordu. Yani PKK’nın uyuşturucudan elde ettiği büyük geliri kesme bahanesi ile sevkıyata dahil olanlar, PKK’ya “devlet güvenliğinde!” nakliye hizmeti sunuyorlardı. Güneydoğu sınırında PKK’ya haraç verilerek geçirilen uyuşturucu PKK yerine kendilerine derin devlet süsü veren unsurlar tarafından Avrupa’ya sevk ediliyor ama orada PKK’ya uyuşturucu teslim ediliyor ve satışı oralarda PKK’lılar yapıyordu.

Asker ve polis kimliği taşıyan birçok devlet görevlisinin uyuşturucu madde ile yakalanması, Avrupa Ülkeleri’nin gözünün Türkiye’ye çevrilmesine neden oluyordu. Kendilerini devletten üstün görmeye başlayan Susurluk çetesi gibi yapılanmalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ismini kirletiyorlardı. Avrupa Ülkeleri’nde Türkiye’nin uyuşturucu ile anılan bir ülke olmaya başlamasına neden olunuyordu. 57. Hükümet kurulduğunda Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarında alınan karar ile bu derin yapılanmaların bitirilerek, ülkenin isminin daha fazla uyuşturucu ile anılmasının önüne geçme kararı alınıyordu.

MGK’da alınan kararlar doğrultusunda, “NEREDEN BULDUN YASASI” hayata sokuluyor ve ülke çapında uyuşturucuya büyük savaş açılıyordu. Uyuşturucunun artık Türkiye üzerinden, Avrupa’ya sevk edilmesi neredeyse imkânsız hale geliyor ve büyük operasyonlarla gemiler dolusu uyuşturucu ele geçiriliyordu. O yıllarda ellerindeki uyuşturucuyu, Avrupa Ülkelerine sevk etmekte zorlanan uyuşturucu baronları, ellerindeki uyuşturucuyu ülke içine dağıtmaya başlıyordu. O günlerde Türkiye içinde yoğun uyuşturucu satışına başlanmıştı. Uyuşturucu baronları adeta, “Bizim yolumuz kesilirse, biz de ülkeyi uyuşturucuya boğarız” tehdidinde bulunuyordu.

Türkiye’de 2000’li yıllara gelindiğinde devlete sızmış derin yapılanmalar tekrar toparlanna safhasına geçiyordu. Güneydoğu’da polis ve asker kimlikli devlet görevlilerini kullanarak yaptıkları uyuşturucu sevkıyatını Karadeniz üzerine kaydırmaya başlanıldı. Artık uyuşturucu sevkıyatlarında devlete sızan ekip, direk devlet görevlilerini kullanmaya son vermişti. Fakat Samsun uyuşturucu sevkıyatlarında merkez haline getirilerek “Karadeniz uyuşturucu yolu” hayata sokuluyor.

3- Uyuşturucuda “DERİN” İzler

İddialara göre, Türkiye’de 2000’li yılların başında uyuşturucu sevkıyatı Karadeniz’e kaymaya başlıyordu. Büyük bir organisazyon gerekiyordu bu işi gerçekleştirmek için ve adım adım sabırla sistemin oluşturulması için Samsun hazırlanıyordu. Çünkü Samsun sevkıyatın merkezi haline gelecekti. Öncelikle 2000 ve 2001 yılında sevkıyatı yapacak ekip oluşturulmaya başlanmıştı. Bir anda babası yumurta satıcısı olan, bir diğeri otobüslerde simsarlık yapan insanlar milyonlarca Liraya hükmeder hale geliyor ve holding sahibi, vergi rokertmeni, ihracatçı oluyordu. Hemen ardında ise “NEREDEN BULDUN YASASI” yürürlükten kaldırılıyordu. Samsun’da bugün zengin olup, piyasaya hükmedenler incelendiğinde hepsi bir anda 2000’li yılların başında zengin oldukları göze çarpıyor. Kimisi fındık ihracatçısı, kimisi holding sahibi ve kimisi de ihracatçı olarak karşımıza çıkıyor.

Sevkiyatı Samsun’dan yönlendirecek ekip artık hazırlanmıştı. Şimdi sıra kamuoyuna bu oluşturulan ekibe bağlama işine gelmişti. Öncelikle fındık tarlalarında fındık köylüsüne esrar ektirmeye özendirilme işlemi başlamıştı. Köylünün ektiği esrarı satın alma garantisi veriliyordu. Daha sonra 2001 yılı başında Samsun’un arka mahalleleri olan Hastanebaşı, Cedit gibi mali durumları iyi olmayan ve asabi gençliği barındıran mahallelerin ağabeyi denilen unsurlar ayarlanmaya başlanıyordu. Bu unsurlar piyasanın çok altında fiyatlarla piyasayı esrara boğmaya başlamışlardı. Kar edilmiyordu ama ilerde kurulacak yapı için alt yapı hazırlanıyordu. Polis o günlerde alışkın olmadığı esrarın sokaklarda bir anda yayılması yüzünden önlemede yetersiz kalıyordu.

Bir yıl gibi kısa bir sürede bulaşıcı hastalık gibi tüm şehre uyuşturucu maddesi sarmıştı. Bir kaç yıl içerisinde Samsun’un doğu ilçelerinde yılda üretilen esrar miktarı onlarca tonla ifade edilir hale gelmişti. Yapı kısa sürede çok büyümüştü. Deşifre olmamak için insanın aklını zorlayacak taktikler geliştiriliyordu. Öncelikle tarlasına esrar ektirilen fındıkçının bir yakınını kurmuş oldukları şirketlerde işe alıyorlardı. Fındıkçının ektiği esrarın parasını yanında çalıştırdığı yakınına maaş üzerinden ödeniyordu. Bu sayede fındıkçı, polis veya jandarma baskınına maruz kaldığı taktirde kendisine uyuşturucu ektirenleri ele veremiyordu. Çünkü yakını işi yaptığı insanların yanında çalışıyordu. Oğlu, kardeşi, yeğeni gibi yakınlarının konuşması durumunda can güvenliğinden endişe ettikleri için suçu üstlenmek zorunda kalıyorlardı.

Sokak satıcılarına ise genelde mal 2 kilo olarak servis ediliyordu. Serseri olarak tabir edilen torbacılar seçiliyor ve serseri jargonunda adam ele vermenin yeri olamazdı. Bu sistem sayesinde yakalanan torbacıdan en fazla tarlacıya ulaşılabiliyordu. Uyuşturucu sayesinde tarımla ayakta kalmaya çalışan Samsun’un tarım işi ile meşgul olan kesimi kendilerine bağlarlarken, sokaklara dağıttıkları esrar ile de gençliği kendilerine bağlamış oluyorlardı. Şehrin alt sınıfını esrar sayesinde kendilerine bağlayan yapı diğer yandan şehrin zenginlerini, bürokratlarını ve yöneticilerini kendilerine bağlamak için çalışmalarına devam ediyorlardı.

4- Baronların Basına İlgisi

Samsun’da yerel basın güç haline getiriliyor ve yerel basın sayesinde şehrin tabanını yönlendirirlerken, üst sınıf, yöneticiler ve bürokratlarda baskı altına alınıyordu. AK Parti iktidar olmuş ve mevcut yapılandıkları gazeteler daha çok sol görüşlü olarak biliniyordu. AK Parti her geçen gün güçleniyor ve mevcut yayın organları ile kan uyumsuzlukları göze batmaya başlıyordu. Hemen mevcut yayın organlarından daha güçlü ve daha büyük bir gazete kuruyorlar ve ekibi eski kurdukları yayın organlarından tamamlanıyordu. Bu yeni yayın organları sayesinde iktidar ile olan kan uyumsuzluğu da halledilmiş oluyordu.

Yıllar geçtikçe basın gücüyle sistemin oldukça rayına oturduğunu görüyorlardı. Ulusal haber ajanslarının temsilcilerini kendilerine bağlamak gerektiğini çözüyorlar ve hem ulusal ajansların bölge müdürlerini hem de yerel gazeteleri ya direk kendilerini sahipleniyor veya sahibi ve üst düzey yöneticilerini kendilerine bağlıyorlardı. Tabanı uyuşturucu maddesi esrar ile kendilerine bağlayan yapı yayın organları sayesinde ise kamuoyunu baskı altına alıp yönlendirme işine girişiyorlardı. Yalnız bu tür büyük organizasyonlarda siyaset olmazsa olmazdı.

5- Kendilerini Satan Siyasetçiler

Taban ellerinde ve basın gücü artık arkalarındadır. Para gücü de artık bunlardadır. Vergi rokertmenleri artık kendileri olmaya başlıyordu. Para, taban ve basın gücü ile siyasi partilere yavaş yavaş kendi adamlarını yerleştirmeye başlandı. Bugün gelinen noktada kamuoyunda yayınlanan iddianameler incelendiğinde sadece iktidar partisi değil CHP ve MHP’ye de nüfus edildiği görülmekte. Samsun’daki tüm partilerin genel seçimlerde bir veya bir kaç adaylarını sokmak için canla başla nasıl çalışma yaptıkları iddianamelerde karşımıza çıkmaktadır. Hatta üst düzey siyasileri vekil, bakan, belediye başkanı, il ve ilçe yöneticilerini kurmuş oldukları yüksek kar getiren şirketlere ortak yapıyorlardı. İşletmelerinde ise eski siyasetçileri, emekli olmuş polis, asker ve yargı mensuplarını çalıştırma yoluna gidiyorlardı.

Para, taban ve basın gücü ile kısa sürede siyasete nüfuz ediliyordu. Artık siyaseti de ellerine geçirmişlerdi. Ülkede tek parti iktidarı hâkimdir ve siyasete nüfus edildiği takdirde dokunulmaz olunuyordu. Fakat devlet ortalama iki yılda bir bürokratlarını değiştiriyordu. Devletin bu politikası sayesinde kirli işlere bulaşmış insanların, devlet kurumlarına nüfuz etmelerinin önüne geçiliyordu. Bu uygulamanın önüne geçilemezdi. Çünkü bu devlet politikasıydı. Bunun da çözümü kısa sürede bulunuyordu: Seks Kasetleriyle tehdit!

6- Bürokratlara kaset tuzağı

Yıllardır Samsun şehrine atanan bürokratların çekilmiş kasetleri kamuoyunda konuşuluyor ama kamuoyu ulusal gazetelerden Yurt Gazetesi’nin “Bakan Suat Kılıç’a seks kaseti tehdidi” mealindeki haber ile dilleniyordu. Herkesin kulağına Samsun’daki kaset olayları geliyor ama kimse dillendirmiyordu. Yurt Gazetesi’nin bu haberi herkesin bildiği ama dillendiremediği kasetleri gün yüzüne çıkarmıştı. İddialara göre Samsun’a yeni atanan bir bürokrat olduğunda anında yurtdışı gezisi düzenleniyor ve yeni atanan vali, emniyet müdürü, başsavcı gibi devletin sinir merkezinde bulunan bürokratlar geziye çıkarılıyor. Burada kameralı odalarda şehre yeni atanan bürokratların görüntüleri kayıt altına alınıyor. Samsun polisi, Samsun’da gazete ve internet sitesi sahiplerinin de aralarında olduğu 10 kişiyi kaset araması nedeniyle gözaltına alması ile olayın ne kadar ciddi olduğu göz önüne seriliyordu. Aramalarda kasetler ortaya çıkarılamıyor ama artık dedikodu olarak milletin kulağına gelen kasetlerin gerçek olabileceği düşünülmeye başlanıyordu.

Bu zamana kadar hiç bir yerde yayınlanmayan kasetlerin iddialara göre bürokratlar gitse de gittikleri şehirlerde veya Samsun’daki ağırlıklarını kullanmak için kasetleri ellerinde tutmaya devam ediyorlardı. Birçok işadamı, bürokrat ve siyasetçinin kasetlerini bu yöntem ile ellerine geçirdikleri ileri sürülmekte. Yapı çok büyümüş, kaset aracılığı ile tehdit ettikleri birçok insan olduğu konuşuluyordu. Teknik veya fiziki takibe takılma ihtimaline karşı aldıkları önlemlerde insanı şaşırtmaktadır. Bürokrat, siyasetci ve işadamlarına önlerindeki engelleri kaldırmaları için, bizzat kendi şirketlerinin yayın organı olan gazetenin başyazısından talimatlar iletildiği ileri sürülüyor. Başyazarının yazdığı yazılara vermek istedikleri mesajı siyah puntolarla yazının içerisine serpiştiriyorlardı. Bu mesaj taktiği ile hem her geçen gün büyüyen kendi yapılarına hem de tehdit ettikleri bürokrat ve siyasetcilere gerekli mesajlar iletiliyordu. Bu sayede her hangi bir teknik veya fiziki takibe takılmanın da önüne geçilmiş oluyorlardı.

7- Neden Samsun?

Bugün Trabzon’a gidildiğinde, “Nerelisin?” diye sorduğumuz da, “Trabzonluyum” diyeceklerdir. Fakat Samsun’da doğmuş olsa dahi insanlara, “Nerelisin?” diye sorulduğun da, “Samsunluyum” yerine, “Trabzonluyum, Rizeliyim, Giresunluyum v.b.” cevaplarla karşılaşılmaktadır. Yani şehirde şehir kültürü oluşmamıştır. Bu Samsun için büyük bir dezavantajken, uyuşturucu baronları için büyük avantaja dönüşüyordu. Şehir kültürünün oluşmamasını uyuşturucu baronları çok güzel kendi lehlerine kullanmışlardır. Böl parçala yönet stratejisini hayata sokarak, şehirde ortak akıl birlikteliğine müsade etmeyerek kendi içerisinde kavgalar eden şehir haline getiriliyordu. Kamuoyunda kanlı bıçaklı kavgalı gibi lanse edilen insanlar çok karlı şirketlerde ortak olarak karşımıza çıkabiliyordu.

Bu strateji ile Samsun’daki tüm devlet kurumlarının bölge müdürlükleri Trabzon ve çevre illere kaydırılıyordu. Şehir kültürünün oluşmaması nedeniyle kimse bu olaya ses çıkarmıyordu. Şehir her geçen gün fakirleştiriliyordu. Hiç bir yatırım yapılmasına müsaade edilmiyordu. Fakat hiç bir yatırım olmamasına rağmen bankalardaki sıcak para Türkiye’nin ilk 5 şehri arasındaydı. Paranın kaynağını kimse bilmiyor, yatırım yok ama büyük paralar dönüyordu bankalarda. Tabanı uyuşturucu ile kendilerine bağlamış, kamuoyu basın gücü ile kontrol altına alınmış, devletin bürokratlarına tehdit unsuru kasetlerle nüfuz edilmiş, siyasete nüfuz edilmiş ve tamamen kontrollerinde bir şehir meydana getirmişlerdir. Yeni bir yatırımcının Samsun’a gelmesi kurmuş oldukları düzenin zedelenmesi anlamına gelecektir. Bu yüzden yatırım yapmak isteyenlerin önü kesilmekteydi.

8- Yatırımın önünü kesip, Samsunspor’u ele geçirme İddiaları!

Tüm yapı kurulmuştur artık. Önlerine çıkabilecek tek engel şehre gelebilecek yatırımcılardır. Bir örnek vermek gerekirse, Samsun’a kereste üzerine yatırım yapmak isteyen Samsunlu bir yatırımcıdan nüfuz ettikleri siyasetçi aracılığı ile buraya yatırım yapması durumunda kendilerine o günün parası 500 milyar TL (500 bin TL) vermeleri gerektiği iletilir. Yatırımcı ise, “Siz nasıl hükümetin Samsun temsilcisi siniz? Başbakan yatırımcının önüne açmak isterken, siz benim önümü kesiyorsunuz! Ben size o parayı vermem gider başka şehirde kurarım yatırımı” der. Bugün o yatırımcı, yatırımını İzmir’e kurmuş ve yanında yüzlerce işçi çalıştırırken, Türkiye genelinde ilk 500 şirket arasında yerini almaktadır.

Samsun’un öz yatırımcıları bu ve benzeri nedenlerle şehirden uzaklaştırılmış, nüfuz ettikleri ulusal basın ajansları aracılığı ile Samsun’dan sadece tecavüz, hırsızlık gibi ne kadar adi suç haberi varsa, o haberler servis edilmeye başlanmıştır. Bugün ulusal gazeteler ele alındığında 3. sayfalarında mutlaka Samsun’dan bir utanç haberi ile karşılaşılmaktadır. Basında Adana’dan sonra Samsun bu tür haberlerde 2. şehir konumundadır. Yatırımcı, yatırım yapacağı şehirde güven ortamı arar. Bu tür haberlerin yatırımcının Samsun’a yatırım yapmamasında büyük etkendir.

Samsunlu sermaye sahibi insanlar şehirden kaçırılmış, basın aracılığı ile yatırımcıya şehir öcü gösterilmiştir. Fakat Samsunspor şehir için büyük reklamdır. Bir Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş ile yapılan maçlar için şehre binlerce insan akın etmekte ve gözlerin fırsatlar şehri Samsun’a çevrilmesine neden olmaktadır. Bu yüzden Samsunspor aracılığı ile yapılan reklamlar bitirilmelidir. Samsunspor başkanlığına kurulan yapının adamlarından bir işadamı getirilir ve Samsunspor 2. lige düşürülür. Bu durumu yöneticilerden bir tanesi, “Biz Samsunspor’u düşürmek için geldik” şeklinde bir yerel gazeteye açıklar. Kulübü düşürmeye geldiği iddia edilen işadamı söz konusu haberi yapan gazeteyi mahkemeye verir. Hâkim, “Takım düşmüş müdür?” diye sorar ve düştüğünü söylediklerinde davayı düşürür.

Uzun yıllar 2. ligde mücadele eden Samsunspor, tekrar 1. lige çıktığında aynı oyun tekrar sahneye konur ve Samsunspor tekrar düşürülür. Kulüp sürekli borç batağında olduğunu, kayyuma gittiği izlenimi verilir ve son anda yapıya yakınlığı ile bilinen bir adayı çıkarırlar. Çıkan aday şehrin adeta kahramanı olur. Kulübün kayyuma gitmemesi için kendini ateşe atmıştır. Her gelen 1 yıl başkanlık yaparak kaçar. Yine aynı senaryo devam edip gider. Bunların dışında bir aday ortaya çıkması durumunda, (Son kongreye kadar bu olmamıştı) adeta seferberlik ilan edilip bir anda o ölmüş, bitmiş takım toparlanıyor ve çıkan adaya nüfus ettikleri her alandan önünü kesme yoluna gidiliyor.

9- Samsun’dan 2 Ton Eroin Nasıl Yollanıyor?

İran’dan gelen baz morfin ve Avrupa’dan getirilen Asit Anhidrit, İran sınırındaki dağ köylerinde eroine çevrilerek Samsun’a karayolu sevk ediliyor. Yılda 2 ton kadar eroinin Samsun üzerinden Almanya’ya sevk edildiği sanılmakta. 2000’li yılların başında bir anda zengin olan insanların yapmış oldukları yatırım incelendiğinde, her şey aslında gün yüzüne çıkıyor. Samsun hava, kara, tren ve deniz yolunu bünyesinde barındırabilen ender şehirlerimizden birisidir. Bu yapılanmanın yaptığı yatırımlar incelendiğinde Havayolunun yardımcı unsuru, deniz yolunun yardımcı unsuru ve karayolu taşımacılığına yapılan yatırımlar göze batmaktadır. Özellikte yapıda fındıkçıların olduğu görünmektedir. Akıllara sevkıyatların fındık üzerinden yapılabileceği gelirken bunun gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmekte. Fındık sayesinde uyuşturucu satışından elde edilen kara paranın aklandığı ileri sürülmekte.

Peki, nasıl sevk ediliyor olabilir? İddialara göre Samsun’dan sevk edilen sağlık malzemeleri aracılığı ile söz konusu eroin Avrupa’ya sevk edilmekte. Sağlık ürünü olduğu için kontrollerin o kadar sıkı tutulmadığı ileri sürülmekte. Savaş durumunda bile ambulanslara ellenmemesi sevkıyatların daha güvenli yapılmasına neden olmaktadır. Savaş durumunda bile ambulanslara ellenmemesi uluslar arası bir kuraldır. Bu nedenle sağlık malzemeleri incelemek hijyenik kurallara göre yapılmalı ve tek tek açılması durumunda, hava ile temas etmesi sağlığı olumsuz etkileyebilme ihtimaliyle o kadar sıkı aramaya tabi tutulmamaktadır. Bu yüzden sevkiyatların sağlık sektörü üzerinden yapılmakta.

10- Para Hangi Yolla Aklanıp Geliyor?

Fındığın ise uyuşturucu paranın aklanması kısmında kullanıldığı ileri sürülmekte. Resmi kaynaklar fındığın rekoltesini 650 bin ton olarak açıklarken, ihracatçılar rekolteyi 850 bin ton olarak gösteriyor. Yani devlet, “Benim ülkemde 650 bin ton fındık üretildi bu sene” derken, ihracatçı ihraç ettiği fındığın 850 bin ton olduğunu açıklıyor. Bu açığın ortaya çıkmaması için dünya fındık borsasının döndüğü Almanya’nın Hamburg şehrine şirketler kuruluyor. Şirket ihraç edenin kendisi, yakını veya çok güvendiği birisi üzerine kuruluyor. Yani fındığı ihraç eden ile alıcı aynı kişi oluyor. Bir cebinden alıp diğerine koyuyor. Bu sayede 650 bin ton olan fındık rekoltesi bir anda 850 bin tona fırlamış oluyor. Bu aradaki farkın aslında sevk edilen uyuşturucunun parası olduğu ileri sürülmektedir. Sağlık sektörü üzerinden sevk edildiği iddia edilen uyuşturucunun parasının ise fındık üzerinden alındığına vurgu yapılıyor. Ayrıca devletten de aradaki fark için vergi iadesi alınarak hayali ihracatta yapılmış olduğu bildiriliyor.

11- PKK Bu İşin Neresinde?

PKK Güney Amerika’daki uyuşturucu kartellerinin dağıtımında uyguladığı yöntemleri, Avrupa ülkelerinde dizayn etmiştir. PKK Güney Amerika’daki kartellerin kullandıkları paravan şirketler ile maaşlı dağıtım elemanlarının yerine, PKK terör örgütü siyasi amaçlı dernekleri ve deşifre olmamış militanlarını kullanmaktadır. Avrupa’daki uyuşturucu pazarı bugün PKK’nın kontrolündedir. Sınırdan geçirilen uyuşturucu ham maddesi için PKK’ya haraç veriliyor ve Avrupa’da mal yine PKK’ya teslim ediliyor. Yani PKK’nın malı için nakliye hizmeti sunulmakta. PKK’nın gelir kaynağını kesmek için yapılan bir iş gibi gösterilen işin temeline inilince anlaşılıyor ki aslında PKK ile ortak hareket edilmektedir.

12- Yapı milliyetçi duyguları sömürüyor mu?

Karadeniz halkının milliyetçi duygularını sömüren yapı, bu sayede kendisine geniş ve rahat çalışma alanı buluyor. Bugün kurulan yapı o kadar kurnaz ki, sokaktaki herhangi bir vatandaşa, “Şu isim nasıl bu kadar zengin oldu?” diye sorsan hemen, “O kaçakçılık yapıyor” diyecektir. “Peki, neden yakalanmıyor?” diye sorsan hemen, “Yakalanmasın, gidip Kürtler mi yapsın bu işi? Ne güzel adam kazandığı para ile Samsun’dakilere iş imkanı sunuyor” diyecektir. Yani bu iş öyle ya da böyle yapılacak, o zaman benim adamım yapsın zihniyeti. Ama farkında değil ki, çocuğu esrar bağımlısı yapılıyor, şehre gelecek yatırımın önünü keserek çocuklarının geleceğini karartıyorlar ve malı yine PKK’dan alıp PKK’ya teslim ediyorlar! Ülkenin yumuşak noktası PKK terör örgütüdür ve yapı bunun farkındadır. Ahmet Türk’ün Samsun’da yumruklanma eylemi ve PKK’nın Karadeniz’de boy göstermesi gibi olaylar derinlemesine incelendiğinde uyuşturucu gerçeği ile karşı karşıya kalınacağına vurgu yapılıyor. Bu gibi reaksiyonlarla Karadeniz halkının milliyetçi duygularının ön plana çıkması sağlanıyor.

13- Operasyonları MİT mi Yapıyor?

Bu zamana kadar asker ve polise yutturulan bu oyunu MİT’in deşifre ettiği ve bu çerçevede ilk olarak bir yıl önce 70 sanıklı davanın yapıldığı operasyona start verdiği iddia edilmekte. Yine iddialara göre, yapı siyasete o kadar nüfus etmiştir ki, tüm yapıyı bir kalemde silmenin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Operasyonun ardından eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin 650 bin ton olması gereken fındık ihracatını 850 bin ton gösteren fındıkçıların defterlerini incelemeye tabi tutmuştur. Bu inceleme sonunda fındık ihracatında bu yıl büyük düşüş olduğu gözden kaçmamaktadır. Yine Samsun’da 2 ay içerisinde yapılan 4 operasyonla ele geçen 214 kilo eroinin yakalanma işinde bizzat MİT’in aktif rol oynadığı ve araçların çevik kuvvet binasında bahçesinde aranması esnasınnda bizzat görev aldığı ileri sürülmekte. Son bir yıl içerisinde gelişmeler gözönüne alındığında uyuşturucu baronlarının her geçen gün biraz daha köşeye sıkıştığı yorumunu yapmak yanlış olmayacak. Velhasıl devlet yapıyı çözdükçe uyuşturucu baronlarının tepesine binmekte…

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.